10 Şubat 2012 Cuma

Charlotte Bobcats Değerlendirmesi


Ve evet bu kadar heyecan duyduğum, uykusuz kaldığım, deli gibi takip ettiğim şu basketbol organizasyonunda, yazmak veya değerlendirmek istemediğim tek takımda sıra. Charlotte Bobcats. Şu takımın sahibin Micheal Jordan gibi bir efsane olmasa, azıcık duyduğum saygıyı hiç duymam ya neyse. Ama işin bir de şu gerçeği var. Bu takımda yakın zamanda Gerald Wallace, Stephen Jackson, Tyson Chandler, Raymond Felton, Emeka Okafor gibi oyuncular kadrodaydı. Ama şimdi hiçbiri kadroda yok. Kadroda yıldız olarak görünen oyuncu Corey Maggette !? . Ve şu anki kadronun en çok kazanan oyuncusu Desagana Diop !? .Ve bu para da öyle böyle değil belirtmek isterim. Bu paranın karşılığı da 1.1 sayı 3.5 rebound. Hiç mi iyi bir şey yok takımda? Diye soracak olursanız. Tabii ki var. Bi kere bu sezon performansını arttıran birçok oyuncu var. DJ.Agustin ve Gerald Henderson. Sezon başında, Charlotte’un aldığı ( zaten 3 galibiyet alabildiler ve son 12 maçını kaybetti bu takım ) birkaç galibiyette bu 2 elemanın payı büyüktü. Şu anda 12 maçtır süren bir yenilgi serisi içerisindeler ve baya farkla kaybediyorlar. Ama sezon başında sakatlık sorunları yokken en azından mücadele edip maçları bırakmıyorlardı. Ama sakatlık sorunları baş gösterdi bu takımda. Corey Maggette bu sezon sadece 6 maçta oynayabildi ve istatistikleri 12.2 sayı 6.2 rebound. Ve yüzde otuz şut isabeti. Tyrus Thomas, bu takımın pota altında blok yapabilmesi ve atletizmiyle çok şey beklediği oyuncusu ise sezon öncesi hazırlık maçında sakatlandı ve sezonun ilk maçlarını kaçırdı. O da 18 maçta forma giyebildi ve 7.2 sayı 5.3 ribaund 1.4 blok. Bu kadar iistatistik veriyorum çünkü takımda umut bağlanan oyuncuların aslında, bu kadar umut bağlanmaması gereken kişiler olduğunu söylemeye çalışıyorum. Zira bu takımda tabii ki ilk 5 standartlarında olmayan ama çok iyi bench katkısı sağlayan Byron Mullens, Derrick Brown ve DJ White gibi isimler var. Bu arkadaşlar sezon içerisinde bazı maçlar 20 li sayıların üstüne çıkmayı becerdiler. Hatta Charlotte’un son maçında Brown 10-10 şut isabetiyle 20 sayı attı. Buna benzer bir performansı sezon başında DJ White da yapmıştı. Ama tamamen dengesiz bir takımlar. Kimin ne kadar süre aldığı her gece değişebiliyor. Bryon Mullens bi bakıyorsunuz ilk 5 başlamış, 3 maç sonra bi bakmışsınız çaylak Bismarck Biyombo ilk 5’e yerleşmiş Bryon Mullens benchten gelerek 15 dakika süre alabilmiş. Tamam takım kötü ve çok net pota altında rezalet durumdalar. Bu konu hakkındaki fikirlerini sezon öncesi gazetecilerle paylaşan koç Paul Silas, şunları demişti. “Boris Diaw’ı pivot pozisyonunda başlatmayı düşünüyoruz. Böylece daha kısa bir ilk 5’imiz olacak ama daha tempolu oynayabileceğiz.” Bunu ilk duyduğumda hemen aklıma Orlando’nun, Miami’nin, Lakers’ın ve daha bir çok pota altı kuvvetli takımın Charlotte’la oynayacağı maçlar geldi. Boris Diaw’ın pivot pozisyonunda başladığı bir maçta istediğiniz kadar hızlı hücum yapın, ama reboundları alamazsanız hızlı hücum’a nasıl çıkacak ki takım ? Zaten sezonun 1/3’lük bölümünü geride bıraktık NBA’in en kötü takımı konumundalar. Yani bu planın pek tutmadığını sırf biz değil bütün herkes gördü.

Bu takımını potansiyeli hakkında beni heyecanlandıran tek bir konu var. O da bu sezonun çaylağı Kemba Walker. Charlotte’ta iyi işler yapacağını düşündüğüm bir winner oyuncu. ( NCAA’de ki son sezonunda Connecticut üniversitesinde, takımını şampiyonluğa taşıdı. ). Takımının oynadığı 25 maçın hepsinde sahaya çıktı ve 12.4 sayı 4.1 ribaunt 3.5 assist ve 1.0 top çalma ortalamalarını tutturdu. Özellikle DJ.Augustin sakatlandıktan sonra ilk 5’e yerleşti ve gayette iyi bir performans gösteriyor. Ama Charlotte kadrosunda Raymond Felton varken, DJ.Augustin’i draft ettiler. Şimdi de DJ.Augustin takımın dümenini ele geçirmişken sanki kadronun en zayıf yeri oyun kurucu mevkiisiymiş gibi Kemba’yı seçtiler. Tamam belki bu draft ağırlıklı olarak oyun kurucu içeriyordu ama bir sign&trade ile bir uzun alınabilirdi. Kendimi Micheal Jordan’ın yerine koyarsam ( çok radikal bir empati olsa da ) bu sezonun bitiminde yani 2012 draftının 83’, 96’ ve 2003 senelerinde ki gibi efsane olacağı söyleniyor. Eğer hakikaten öyleyse sezonu son sırada bitirmek için hele ki takım bu konumdayken ve birkaç tane de yan roller için iyi parçalar varken hiç düşünmeden dibe oynamayı tercih ederim.

Nba Allstar kadroları açıklandı..



All-star ilk 5'leri daha önce öğrenmiştik, bu akşam da yedekleri öğrenmemizle beraber kadroları tamamlamış olduk. Doğu ilk 5'i zaten tartışmaya mahal vermiyor, Batı ile ilgili ise uzunlar konusunda biraz farklı düşünceler olabilir. Esas olarak yedeklere ve tam kadroya bakmak bence daha doğru.

Doğu All-Star İlk 5'i:
Derrick Rose, Dwyane Wade, Carmelo Anthony, LeBron James, Dwight Howard.

Doğu Yedekleri:
Deron Williams, Joe Johnson, L.Deng, A.Iguodala, P.Pierce, C.Bosh, Roy Hibbert

Batı All-Star ilk 5'i:
Chris Paul, Kobe Bryant, Kevin Durant, Blake Griffin, Andrew Bynum.

Batı Yedekleri:
Steve Nash, Tony Parker, Russell Westbrook, LaMarcus Aldridge, Dirk Nowitzki, Kevin Love, Marc Gasol


Batı yakasına bakınca Nowitzki ve Nash gibi yaşlı kurtların yanında Tony Parker gibi veteran sayılabilecek bir adamı "abiler" olarak görebiliyoruz. Bu üç ismin içinde Tony Parker ve Steve Nash'in bu onuru sonuna kadar hakettiğini düşünüyorum. Ancak Dirk Nowitzki (saygımız büyük olsa da) konusunda pek öyle düşünmüyorum. Bu sene biraz da sakınılarak kullanılmasından kaynaklı çok büyük bir performansını görmedik. Yerine uzun olarak; Paul Millsap veya Marcin Gortat bana kalırsa daha doğru tercihler olabilirdi. Ancak tabi ki Nowitzki, Nowitzkidir.. LaMarcus Aldridge, Kevin Love ve Marc Gasol performanslarıyla zaten bu organizasyonda bulunmayı dibine kadar hakeden oyuncular. Love'ın iki senedir yaptığı istatistikler zaten çıldırtıcı düzeyde iken, Aldridge ve Gasol özellikle bu sene oyunlarını birer basamak yukarı taşıyarak elit oyuncular düzeyine yükseldiler. Aynı şekilde üçü de ilk 5'te bile başlayabilecek isimler bana göre. Russell Westbrook'un Allstar'lığı da gayet beklenilesi ve normal olan bir durum.

Gelelim Doğu'nun delikanlılarına.. Burada karşımıza çıkan isimler enteresan. Deron Williams ve Chris Bosh özellikle banko kuponlarımızda yer alacak isimler olduğu için onları yorumlamaya pek gerek yok. Joe Johnson ve Paul Pierce da bana göre hakkıyla formayı giyecek oyuncular. Kötü geçirdiği geçen sezonun ardından bu sene taş gibi top oynuyor JJ. Pierce ise bol sakatlı takımını Garnett ile beraber almış sırtına taşıyor. Haketmedi diyen halt eder. Muhtemelen en tartışılacak isim Andre Iguodala olacaktır, onu az sonra tartışırız biz de. Benim en çok ilgimi çeken isimler Luol Deng ve Roy Hibbert oldu. Hibbert'ın (dolasıyla Pacers'ın) bu sene hemen hemen bütün maçlarını izlediğim için kat ettiği yolu çok net görebiliyorum. Ciddi bir sınıf atlattı oyununa genç pivot. Bunun karşılığını da Allstar seçilerek almış. He bu noktada sorulacak soru; Greg Monroe mu seçilmeliydi, Roy Hibbert mi? Zor bir tercih aslında. Luol Deng ise bir başka performansı ödüllendirilen oyuncu. Onun seçilmesi de bir Deng sempatizanı olarak beni mutlu etti. Iguodala'nın tartışması ise Josh Smith ile ilgili olacaktır, ki twitterda bu tartışma başladı bile. Smith bence de olmalıydı.

9 Şubat 2012 Perşembe

Türkiye sizinle gurur duyuyor! Helal olsun Galatasaray!



Abdi İpekçi'de tarihi bir gece! Avrupa basketbolunun tartışmasız bir numarası, en büyük gücü ve Euroleague şampiyonluğunun en büyük adayı olan CSKA Moskova Galatasaray'a boyun eğdi. Yaklaşık 20 maçtır hiç bir takıma yenilmeyen rus temsilcisi sadece bizim elimizden kurtulamadı. Muhteşem bir taraftar ve takımın ortaya koyduğu muhteşem efor bu galibiyeti getiren baş etkenlerdi. Oysa ki, maç başlarken ne CSKA kaybedeceğini ne de belki biz temsilcimizin kazanacağını tahmin ediyorduk ama neredeyse imkansızı başardık! Yıldızlar karması CSKA Moskova'ya alınabilecek tüm önlemleri aldı Galatasaray ve maç boyunca her topun kıymetini bildi. Muhtemelen CSKA da bu denli yüksek konsantrasyonlu ve arzulu bir takım beklemiyordu. Böyle taraftara, böyle güzel atmosfere bu büyük galibiyet muazzam oldu. Emeği geçen herkesi tek tek bulup tebrik etmek lazım. CSKA Moskova gibi tecrübeli bir takım bile, bugün bu inanılmaz atmosfere üstün gelemedi.

Koç Mahmuti'nin öğrencileri belki de fiziksel olarak çok dezavantajlıydılar (düşünün Kirilenko 2.13 ve 3 numara oynuyor) bugün ama maçın dengede gitmesini sağlayan temel faktör demin de bahsettiğim gibi sahada olan her oyuncunun (Shumpert hariç) muazzam bir konsantrasyon ile mücadele etmesiydi. Tekli performans olarak öne fırlayan oyuncularımız başta Shipp ve Andric oldu. Her topu kovalayan her rebound'u takip eden ve Shipp bence yine ve yine takımın çarklarının dönmesini sağladı. CSKA'nın üstün savunmasına rağmen hücumda hemen hemen bütün maç çok doğru oynadık. Shipp'in ve Jamon Gordon'ın her eline aldıkları topta potayı düşünmeleri Rus ekibinin dengesini bozdu ve bu şekilde dribbling-pas hücumu üzerinden çok doğru atışlar bulduk. Yine Jamon ve Ender Arslan'ın Andric'i çok iyi beslemesiyle pota altını verimli kullanabildik. Andric'in pota altındaki bitiriciliği son derece kritikti bugün temsilcimiz adına. Kötü bir performans ortaya koyan Furkan da ona eşlik edebilseydi belki daha da güzel olabilirdi. Bir kaç satır da genç Göksenin Köksal için! Olympiakos maçında Spanoulis, CSKA maçında Teodosic.. Avrupa'nın en elit oyuncularına parkeyi zindan ediyor bu genç yürek. Tecrübesizliğinin verdiği bazı faulleri kıstığı ve gelişimine devam ettiği sürece çok önemli bir oyuncuya dönüşebileceğini göreceğiz.

Anadolu Efes ile çok üzüldük ama bugün Galatasaray ile çok sevindik. Galatasaray bu galibiyetle beraber 2 galibiyet 2 mağlubiyet derecesiyle Olympiakos'un ardından 3. sırada. Haftaya Anadolu Efes ile İstanbul'da mücadele ettikten sonra en kritik maç olan Yunanistan deplasmanına gidecekler. Gönül isterdi bu gruptan (tabi ki imkansızdı o başka) Anadolu Efes ve Galatasaray Çeyrek Final'e gitsin. Ancak şu anki tabloda Türk takımları arasında üst tur için (Fenerbahçe Ülker de an itibariyle Pana'ya deplasmanda yeniliyor) en şanslı olan ekip Galatasaray. Bu takımın Euroleague'e elemelerden katıldığını unutmayalım. Taraflı, tarafsız çok büyük saygıyı hakediyorlar. Bu gece CSKA'yı ilk defa yenen takım bir Türk takımı oldu. Türkiye sizinle gurur duyuyor çocuklar, yürüyedurun..

8 Şubat 2012 Çarşamba

Boston Celtics Değerlendirmesi


NBA’de takım analizlerini yapmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sıradaki takımımız Boston Celtics. Boston an itibariyle doğu konferansında yedinci sırada. 14 galibiyet, 10 mağlubiyet ile. Özellikle son 10 maç performansına bakarsak NBA’in şu anda en formda ekibi konumunda yoncalar. Paul Pierce’ın sezona sakat girmesi ve ilk üç maçı kaçırması, ve sakatlıktan döndükten sonra takımın yavaş yavaş toparlanması ve eskisi kadar olmasa da yine sert savunma takım hüviyetlerine kavuşmaları ile son on maçta 9 galibiyet 1 mağlubiyet aldılar. Tabii ki doğu konferansında şampiyonluk adayları arasında aşağı sıradalar zira ortada Chicago ve Miami gerçeği var. Bu on maçlık maratonda Rajon Rondo’nun yokluğuna rağmen özellikle Paul Pierce ve Kevin Garnett’in birer vites yükseltip adeta takımı taşıdılar. Sezon başladıktan sonra takıma kattıkları Mickael Pietrus’un beklenenden daha iyi bir performans gösterdiğini düşünüyorum. Rondo2nun yokluğunda yedek oyun kurucular Avery Bradley ve çaylak E’Twaun Moore’un çok önemli katkılar vererek gerektiğinde faydalı olabileceklerini gösterdiler. Ama pota altında hala sıkıntı yaşıyorlar. Jermaine O’Neal ‘ın zaten bitik dizleri 25 dakikadan fazlasını kaldıracak vaziyette değil. Kevin Garnett de yaşlandı. Gerekli sertliği sağlayacak yegane isim Brandon Bass. O da bir sakatlık yaşadı ama dün gece oynanan Charlotte maçında sahalara döndü ve gayet te iyi bir performans gösterdi. Boston’ın belli bir çekirdek kadrosu var. KG,PP34, Ray Allen ve Rajon Rondo. Bu 4’lünün dakikalarını 33-36 dakika civarında tutmaya çalışıyor koç Doc Rivers. Tabi maçın gidişatına göre daha da az olabiliyor bu dakikalar. Bu sene normal sıralamada birinci, ikinci olma gibi bir niyetleri yok. Onlar Play-off’ta eşleşecekleri takımı kendileri seçmek için sezon sonuna doğru bilerek maç kaybedeceklerini düşünüyorum. Sezon sonunda büyük bir aksilik olmazsa, doğu konferansının birinci ve ikinci sırasını Chicago ve Miami alacak. Boston bu takımlardan herhangi biriyle oynamamak için ilk amaçları sezonu 6. Sıra veya üstünde bitirmek olacak. Çünkü artık kadroları iyice yaşlandı ve böyle kurnaz taktiklere ihtiyaçları var. Çünkü hala 20’lik potansiyelli gençlere taş çıkartıyorlar ve kariyerlerinin son demlerinde bir şampiyonluk daha için depolarında fazla benzin kalmadı.

3 Şubat 2012 Cuma

Olcan Adın eklenmiş Trabzonspor geliyor..



Benim transfer döneminde özel olarak üzerinde durduğum oyuncuların başında Olcan Adın geliyordu. Alacak olan takımın önemli bir iş yapacağını ve pozitif etkinin direkt olarak görülebileceğinin bir çok kez üzerinde durmaya çalışmıştım. Aynı şekilde Trabzonspor ile ilgili de takım 10. sıralardayken panik yapılmaması gerektiğini ve 1-2 nokta transferle takımın yukarıya hızlıca tırmanabileceğini düşünüyordum. Bu iki ayrı değişkenin bir araya gelmesinden sonra geçen sürecin ardından yanılmamış olmak beni mutlu etti. Trabzonspor'lu olmadığımı da ekleyeyim tam buraya.

Versatil bir oyuncu olan Olcan ciddi bir akıcılık sıkıntısı yaşayan Trabzonspor hücum hattına çeşitlilik getirdi. Olcan'ın hemen hemen hiç bir özelliğine çok zayıf diyemeyiz ama benim bakış açıma göre verdiği en değerli iki katkı var; "topla beraber hızlı olmak" ve "kanat olmaya rağmen oyun kurabilmek". Bu iki saha içi katkıyı direkt olarak alan Trabzonspor, bu sayede "at topu Burak'a" fıtığından biraz uzaklaşmaya başladı. Hala daha ideal oyun üretimi sağlanmış olmasa da ilk yarıda yaşanan sorunlar bazılarının üzerini çizebiliyoruz. Örneğin; yine daha önce defalarca bahsetmeye çalıştığım "Halil'in sol açık oynamasından kaynaklı bu bölgenin verimli kullanılamaması sorunu" tamamen bitmiş durumda.

Burak Yılmaz için defalarca ayın lafları tekrarlamaya gerek yok. Gerçekten muazzam bir form düzeyi tutturdu ve bu şekilde devam ediyor. 35 gol civarında sezonu bitirmesi çok muhtemel. Şu sıralar aldığı en büyük eleştiri fazla bencil olduğu yönünde. Ben de bu eleştiriye katılmakla beraber bu kadar yüksek bir seviye tutturmuş golcülerin hepsinde bu bencilliğin olduğunu da unutmamak lazım diyorum. Kısacası bu kadar gol atmanın tabi ki bir dikeni de olacak. Yani bazı maçlarda Burak'ın pas atmak yerine kaleye salladığı toplar o maçlar için puan kaybına sebep oluyor. Ancak Cristiano Ronaldo'yu izlerken de ne denli kolay pasları atmadığına defalarca şahit olduk. Yani bir seviyeye kadar tolore etmek gerektiği kanısındayım.

Afrika Kupasından dönecek olan Zokora ve Mart ayında sahaya dönmesi beklenilen Robert Vittek'in yapacakları katkılar oldukça önemli. Zokora'nın ve Vittek'in iyi dönüşler yapmaları Trabzonspor'un playofftaki şansını 1-2 gömlek arttıracak.