15 Kasım 2012 Perşembe
Ibrahimovic kafayı yedi !
11 Kasım 2012 Pazar
Şampiyonlar Liginin Kefareti, 1-1
Uzun zamandır yazamıyorduk, vize haftasının arifesinde bir Galatasaray yazısı karalayayım dedim. Hafta içinde Cluj deplasmanına gidip, kazanması gereken 3 puanı kazanıp geri dönen Terim'in ekibi, bu akşam Romanya deplasmanının kefaretini ödedi. Konsantrasyonun düşük olduğunu, hırsın azmin beklentileri karşılamadığı bir akşamdı. Bu nedenlerin üzerinde çok fazla takılmamak lazım, çünkü bu iş dünyanın her yerinde böyle. Barcelona bile Şampiyonlar Ligi'nin önünde arkasında beklenmedik puan kayıpları yaşayabiliyor.
Galatasaray hücumu düşündüğü, pozisyon kovaladığı zaman iyi bir takım. Geçen sezon bu görüntünün aksine, skoru yakaladığı maçlarda maçı tutabilen bir ekip vardı ama bu sezon bu çehre değişti. Takım savunmasının zaman zaman sıkıntı yaşatabildiğini not etmek gerekir. Dediğim gibi, bu maçta yaşanılan sıkıntının geçerli bir nedeni var fakat şampiyonluk yolunda bu tarz maçlar ileride baş ağrıtabilir.
Hamit'i maçın genelinde beğendiğimi belirteyim. Pozisyonundan bağımsız olarak takımın her bölgesine yardımcı olması ve hücumda ritm kazanması oldukça olumlu ama ikinci yarı takımın geneliyle beraber o da düştü. Yenilen golde, Nobre'nin o kadar rahat bir kafa vurmasına izin vermek elbette kabul edilemez. Hele ki, Mersin İdman Yurdu'nun fazla gol silahı olmadığını düşünürsek, hiç kabul edilebilir gibi değil. Riera'dan bahsetmeden de geçmeyeyim. Hiç beklemediğim kadar iyi oturdu İspanyol sol beke. Demek ki, takımda kalmayı çok istiyormuş, emeğine sağlık.
Sezon başından beri beklediğim fakat bir türlü göremediğim bir diziliş var Galatasaray'da. O da, Hamit - Selçuk ve Melo'nun (Yekta) oluşturacağı bir orta sahanın besleyeceği iki kanat ve uç forvet. En azından maç içlerinde bu şekle dönülmesi bence ekstra güç kaynağı olacaktır. Skoru yakalayıp, maçı tutmak istenildiği zamanlarda da bu üçlü orta sahanın çok daha verimli olacağı kanaatindeyim.
Engin Baytar'ın cezası bu maçla beraber sona erdi. Açıkçası onun katkılarına da fazlasıyla ihtiyaç var. Özellikle yedekten gelenlerin yaptığı katkının incir çekirdeğini doldurmadığı bu zamanlarda. Umarım yokluğu sırasında kişisel idmanlarını aksatmamış ve fiziksel olarak düşmemiştir. Maç ritmini kaybetmemesi beklenemez ama masaya getireceği anlık parlamalar bile, fark yaratacaktır.
27 Ekim 2012 Cumartesi
Oğuzhan Özyakup Etkisi
Beşiktaş'ın son iki haftada oynadığı iyi oyunu sadece Oğuzhan'a bağlamıyorum ama arslan payını ona veriyorum. Oğuzhan'ın Beşiktaş takımına yaptığı etki çok. Bu tarz etkileri anlamak için sadece asist veya gol istatistiklerine bakan arkadaşları sağ üst köşede yer alan "x" işaretine bakmaya davet ediyorum. Oğuzhan'ın varlığı, Beşiktaş'a hemen alan yaratıyor hem de hücumda aktiflik katıyor. Rakipler Fernandes'e diğer maçlarda olduğu gibi 2-3 kişiyle basamıyor, çünkü yanında hücuma yönlendirebilecek bir adam daha var. Bu durum da herkesin daha rahat oynamasına, daha çok pas almasına imkan sağlıyor.
Oğuzhan olmasaydı Beşiktaş'ın ikinci golündeki o hücum gelişmezdi. Tam atak bitti derken, sağ sola topu gevelemeyip, bir ver-kaç yaparak pozisyonu kurdu Oğuzhan. Ardından Olcay'ın güzel bir şekilde pas trafiğini devam ettirmesiyle gol geldi. Genç oyun kurucunun oyun zekasını sırf bu pozisyonda bile görebiliyoruz.
Sevgili Samet Aybaba, sezon başından beri Beşiktaşlı olmamama rağmen ben bile yalvarıyorum Oğuzhan'ı oynat diye, bu kadar geç mi düşmeliydi bu jeton? Daha korkak çıkarttığın takımlar nedeniyle 11.liğe kadar düştü Beşiktaş. Keşke daha önce doğruyu bulsaydın ama bundan sonra Oğuzhan'ı kesmesen bile kafi.
26 Ekim 2012 Cuma
Emre'den "örümcek ağı" temizliği !
Atletico Madrid'deki temsilcilerimizden Emre Belözoğlu, takımının UEFA Avrupa Ligi maçında Academica karşısında öyle bir frikik golü attı ki, söyleyebilecek pek fazla bir şey yok bu golle ilgili. Tabir-i caizse 90'daki örümcek ağlarını sildi süpürdü bu vuruşuyla. Bravo Emre !
24 Ekim 2012 Çarşamba
Galatasaray ile Tepilen Fırsatlar Seramonisi, 1 - 1
Hamit'in biraz fazla top ezdiğini düşünsem de, ilk yarıda Galatasaray'a hareket getiren ve en önemlisi iyi şut çeken tek isimdi belki de. Burak Yılmaz girerken, Amrabat çıksa daha iyi olurdu diye düşünüyordum ama ikinci yarıda oynadığı oyunla Faslı oyuncu beni yanılttı. Top sürüşleri minimize edip, mükemmele yakın olan orta tekniğini sürekli kullanınca sol kanattan Galatasaray'a hayat verdi.
Elmander'in sakatlığı çok büyük bir kayıp oldu. Hücum hattında ne yaptığını bilen, oyuna pozitif etki eden, kafa toplarında sürekli etkili olan Elmander çıkınca ileride top tutmakta zorlandı Galatasaray. Keza Burak ve Umut stranfor ikilisi olarak kötü bir ikili. Birbirlerinin alanlarına giriyorlar ve birbirlerini tamamlayamıyorlar. (Trabzonsporda Umut varken Burak daha çok sağda oynardı.)
Gelelim Dany'e. Fiziksel özellikleri çok iyi ama IQ'sunu çok merak ediyorum. Yani o yerden sağa sola dönmeye çalışan beyinin nümerik gücü nedir acaba? Bir insan bir hatayı 1 kere, bilemedin 2 kere yapar. Daha fazlası dingillikten başka bir şey değil. Defanstan konu açılmışken belirtmeden geçmeyeyim, o golü Şampiyonlar Liginde başarılı olmak isteyen takım yiyemez. Braga yemez, Cluj bile yemez..
Türk Telekom Arena henüz çok genç bir stad. Çok modern bir stad. O stadın zemininden, direnajından sorumlu olan kimse çıkıp hesap vermeli. Bu stadın zemini, bu olamaz. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Fatih Terim'in maç sonu açıklamasında olduğu gibi, Avrupa'da yağmur sürekli yağıyor adamların zeminleri mis gibi birader. Nasıl oluyor bu iş? Gidin yapın nasıl yapılıyorsa.
Bu zeminde bu kadar denilebilir mi? Denilir ne yazık ki. Galatasaray bugün elinden geleni yaptı ama yeterli olmadı. Peki bu bir mazeret mi? Asla değil. Şampiyonlar Liginde başarılı olmak istiyorsan evinde 70 dakika eksik oynayan Cluj'u yeneceksin. Büyük resim bu ve çok net.
İşin enteresan tarafı, bu kadar negatiflik ardı ardına eklenmiş, üç maçtan sadece bir puan çıkartılabilmişken, Manchester United'ın kopmaya başlamasıyla gruptan çıkma şansı devam ediyor. Galatasaray başarılı olmak istiyorsa kendi evinde yapamadığını deplasmanda yapmak zorunda. Yine en önemli maç en azından üçüncülüğe tırmanmak için Cluj deplasmanı. Belki Cluj'un zemini, Arena'nınkinden iyiyse az buçuk top oynanabilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



