19 Mart 2012 Pazartesi

Nba'de kontratı bitecek oyuncular


(B: bağımlı serbest , O: oyuncu opsiyonu, T: takım opsiyonu)

Oyun kurucular!

Elit kesim: Deron Williams - New Jersey Nets (O), Steve Nash - Pheonix Suns,

İhtiyar heyeti: Jason Kidd - Dallas Mavericks, Chauncey Billups - LA Clippers, Jason Terry - Dallas Mavericks, Andre Miller - Denver Nuggets

Fırsat oyuncuları: Raymond Felton - Portland Trail Blazers, Aaron Brooks - Pheonix Suns (bağımlı), Goran Dragic - Houston Rockets, George Hill - Indiana Pacers (bağımlı), JEREMY LIN

Diğers öne çıkanlars: Kirk Hinrich - Atlanta Hawks, Jameer Nelson - Orlando Magic, D.J Augustin - Charlotte Bobcats, Mo Williams - LA Clippers (O), Beno Udrih -Milwaukee Bucks (O), Ramon Sessions - LA Lakers (O)
------------------------



Şutör gardlar!

Elit kesim: Eric Gordon - New Orleans Hornets (B)

İhtiyar heyeti: Ray Allen - Boston Celtics

Fırsat oyuncular: Louis Williams - Philadelphia 76ers, O.J Mayo - Memphis Grizzlies (B), Jamal Crawford - Portland Trail Blazers (O)

Diğers öne çıkanlars: Landry Fields -New York Knicks, Rudy Fernandez - Denver Nuggets (B), Carlos Delfino - Milwaukee Bucks, Nick Young - LA Clippers
----------------------------



Kısa forvetler!

Elit kesim: Gerald Wallace - New Jersey Nets (O)

İhtiyar heyeti: Grant Hill - Phoenix Suns

Fırsat oyuncular: Nicolas Batum - Portland Trail Blazers (B), Wilson Chandler - Denver Nuggets (B)

Diğers öne çıkanlars: Chase Budinger - Houston Rockets (T), Jeff Green -Boston Celtic (B)
----------------------------



Uzun forvetler!

Elit kesim / İhtiyar heyeti: Kevin Garnett - Boston Celtics, Tim Duncan -San Antonio Spurs

Fırsat oyuncular:
Ryan Anderson - Orlando Magic (B), Ersan İlyasova - Milwaukee Bucks, Kris Humphries - New Jersey Nets

Diğers öne çıkanlars:
Michael Beasley - Minnesota Timberwolves (B), Brandon Bass - Boston Celtics (O)
----------------------------



Pivotlar!

Elit kesim: Roy Hibbert - Indiana Pacers (B), Andrew Bynum - LA Lakers (T)

İhtiyar heyeti: Marcus Camby - Houston Rockets, Jermaine O'Neal - Boston Celtics, Ben Wallace - Detroit Pistons

Fırsat oyuncuları: Spencer Hawes - Philadelphia 76ers, Chris Kaman - New Orleans Hornets, Brook Lopez -New Jersey Nets (B)

Diğers öne çıkanlars: Ömer Aşık - Chicago Bulls, Javale Mcgee - Denver Nuggets (B)

(Oyuncu bilgileri "www.hoopsworld.com" sitesinden alınmıştır)

18 Mart 2012 Pazar

Fener'in umutları "balta"landı


Ligin haftalardır merakla beklenen derbisi, hatta dünyanın sayılı derbilerinden olan bir maç oynandı dün akşam : Fenerbahçe – Galatasaray. Bu iki ezeli rakibin maçları, takımlar ligden kopmuş olsalar dahi her zaman büyük bir taraftar ve saha içi rekabetine yol açmıştır. Bu son derbide de durum değişmedi. Maçtan önceki gece 2 takım taraftarının birbirlerinin tesislerini meşalelerle “basmaları” bunun bir göstergesiydi bizlere. Hele ki, Galatasaray’ın 9 puan gerisinde kalmış, yıllardır Saraçoğlu’nda rakibine ezici üstünlüğü bulunan Fenerbahçe için puan farkını 6’ya indirip play-off’a daha avantajlı girmek için bulunmaz bir fırsattı ve maçın önemini kat kat arttırmakta idi. Ancak maç 2-2 beraberlikle sonuçlandı ve bu derbiden avantajlı skorla çıkan taraf Sarı-Kırmızılılar olmuş oldu.

Aslına bakarsanız maç, tam da benim beklentilerim doğrultusunda başladı ve gelişti. Fenerbahçe’nin, yukarda bahsettiğim sebepten dolayı, seyircinin de büyük coşkusuyla beraber Galatasaray’a karşı ilk 20-25 dakika ciddi bir baskı kurmasını bekliyordum, aynen de öyle oldu. Bu 20 dakikalık periyotta Fenerbahçe, alışkın olmadığımız derecede hücuma çabuk ve organize çıkan, rakibe basarak top kaybına zorlayan bir görüntü çizdi. Bu oyunun getirisi olarak da henüz dakikalar 15’i gösterirken biri Moussa Sow’un rövaşatası, diğeri ise Alex’in uzaktan füzesi olmak üzere 2 spektaküler gol bulması oldu. Öyle goller ki, ligimizin en iyi kalecisi olduğunu düşündüğüm Muslera’nın bu pozisyonlarda yapabileceği hiçbir şey yoktu.


Oyunun kırılma anını ise, Fenerbahçe’nin 2-0’ı bulduktan sonra Miroslav Stoch’un değerlendiremediği pozisyon olarak görüyorum. Eğer 3’ü bulmuş olsaydı Sarı-Lacivertliler, geri dönüşü çok zor bir yola sokacaktı rakibini. Ancak bu pozisyon sonrası, yine maç öncesinde tahmin ettiğim gibi, kontrol tam anlamıyla Galatasaray’a geçti ve maçın son anına kadar da kontrolü ellerinde tutan takım tartışmasız Galatasaray’dı. Eğer ki Sarı-Kırmızılılar, ilk 20 dakikalık baskı yedikleri periyottan gol yemeden çıkabilmiş olsalardı, maç sonucunun kendi leyhlerine galibiyetle sonuçlanması işten bile değildi, ki 2-0’dan geri dönmelerine rağmen galibiyeti kaçıran tarafın Galatasaray olduğunu düşünmekteyim, bakınız 90+4 Milan Baros’un direkten dönen topu…

Dolayısıyla maçı tam anlamıyla ikiye ayırabiliriz : ilk 20 dakika ve geriye kalan 70 dakika. Galatasaray, oyunun kontrolünü, deplasmanda olmasına ve 2-0 geriye düşmesine rağmen rakibinden daha uzun süre ve maç geneline yayarak kontrol edince Fenerbahçe açısından alınan bu olumsuz sonuç kaçınılmaz olmuş oldu ve Fener’in puan farkını indirme umutları “balta”lanmış oldu.

Maçın başarılı isimleri olarak Fenerbahçe adına Reto Ziegler’i ve çok kötü bir Cristian Baroni’ye rağmen sahanın her yerinde olan, mücadele eden Emre Belözoğlu’yu gösterebilirim. Galatasaray adına bireysel olarak çok ön plana çıkan bir oyuncusu olmamasına, takım halinde iyi mücadele etmelerine rağmen Johan Elmander’in birazcık daha ön plana çıktığını söyleyebiliriz.


Biraz da teknik direktör Aykut Kocaman ve hamlelerinden bahsetmek isterim. Kendisi evet çok iyi bir Fenerbahçeli, beyefendi bir adam. Ancak ben 2 sezondur kendisinin oyuna müdahale konusunda ciddi zaafları olduğunu düşünmekteyim. Takımı devreye 2-1 önde girmiş ancak oyunun kontrolünü rakibe kaptırmış. Tek ümidi, Galatasaray üzerine geldikçe kontra ile gol aramak. Ancak yaptığı ilk oyuncu değişikliğine bakıyoruz, Miroslav Stoch kenara geliyor ve oyuna giren isim Selçuk Şahin. Evet orta saha da çok fazla top kaybı yapmaktaydı Fenerbahçe, bu düşünce ile bu değişikliği yapmış olabilir. Ancak bu değişiklik sonrası Sow sol açığa geçmek durumunda kaldı, bu da Eboue’nin çılgınlar gibi hücuma çıkmasına katkıda bulundu, yani bir nebze Cimbom’u daha da üstüne çekti kanatlardan Aykut Kocaman.

Son olarak bir de ilginç istatistik verelim. 2 takımın da bu sezon ciddi paralar ödeyerek aldıkları oyuncular, dün kadroya bile giremediler. Örneğin, Fenerbahçe’ye 3.750m’a mal olan Orhan Şam formsuz, 2.750m’a transfer olan Sezer Öztürk ise MÜZMİNSAKAT olma yolunda hızla ilerlemekte. Galatasaray’da da durum hiç de farklı değil. Sezon başında 3m’a gelen Sercan Yıldırım ve devre arasında 2.5m’a transfer edilen Yiğit Gökoğlan da formsuzlukları nedeniyle 18 kişilik kadroya bile giremediler. Bu tablo bizlere, Türk oyuncu piyasasının ne kadar balon olduğunu göstermekte ne yazıkki.

Sonuç olarak, play-off sistemi olmasa bu sonuçla ezeli rakibinin sahasında şampiyonluğunu ilan edecek bir Galatasaray olacaktı. Ancak bu beraberlik de play-off için çok anlam ifade ediyor Sarı-Kırmızılılar adına. Fenerbahçe’nin ise kendi elindeki çok büyük bir fırsatı teperek, rakibinin önümüzdeki haftalarda puan kaybetmesini ummaktan başka bir çaresi kalmadı.

16 Mart 2012 Cuma

Javale McGee'nin efsane videosu..

Arkadaşlar biraz geç kaldık belki bu efsane vidyoyu paylaşmak için ama, izlemeyen kalmasın derim. Basketbol IQ'su bir yana reel IQ'su yerlerde gezen bir adamın hikayesi bu video. Karşınızda Javale Mcgee'nin karşı konulamaz denyolukları..

Halı Saha takımı gibi bir Beşiktaş


UEFA Avrupa Ligi’nde ülkemiz adına elimizde tek kalan temsilcimiz Beşiktaş, 3-1’lik deplasman mağlubiyetinin rövanşında evinde de Atletico Madrid’e 3-0 yenilerek belki de elinde sezon içinde kalan tek hedefine de (Türkiye Kupası’nı hedef olarak görmüyorum) elveda demiş oldu.

İlk 20 dakikalık bölümde gerek seyirciyle gerekse oyunu rakip yarı alana yıkıp baskı oluşturmayı deneyen Beşiktaş, bu bölümde gol bulamayınca sonrasında defansta yapılan bir anlık konsantrasyon eksikliğiyle golü kalesinde gördü. Bu gol açıkçası turun gittiğini belirten, Beşiktaş’ın bütün ümidini, oynama isteğini yok eden bir gol olmuş oldu ve maçın kaderini tayin etti. Öyle ki, 90 değil 900 dakika daha oynansa maç, Beşiktaş’ın gol bulma ihtimali yine de çok düşük olurdu.

Defalarca söyledim yine söylüyorum, Beşiktaş’ın bu oyun anlayışıyla başarılı olması çok zor. Özellikle ilk yarıda takım hücuma çıkarken defansta birkaç hazırlık pası, sonra rakipten gelen ufak bir baskıyla Almeida’ya şişirilen, onun indirdiği toplarla hücumda çoğalmaya çalışan bir Beşiktaş gözlemledik. Hele ki orta sahasının göbeğinde Veli ve İbrahim Toraman oynayınca çok fazla top kaybı yaptı Beşiktaş, ve hücuma kalkarken kaybettiği bu tip toplar kalesine gol pozisyonu olarak dönüyor çoğunlukla Beşiktaş’ın. İkinci yarıdan hiç bahsetmiyorum bile, tamamen şuursuz bir oyun anlayışı hakimdi Siyah-Beyazlılara.

Atletico Madrid ise futbolu o kadar basit ve doğru oynadı ki, Beşiktaşlı oyunculardan çok daha az efor sarfetmelerine rağmen, maçın büyük bölümünü rölantide oynamalarına rağmen turu rahatlıkla elde ettiler. Atletico takımında maç içinde kimin nerde duracağı belli, kim nereye pas vermesi gerektiğini çok iyi biliyor. Günümüz futbol endüstrisinde bu denli yüksek rakamlar dönerken, günümüz futbolu bu kadar gelişmişken, Beşiktaş gibi Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birinin bu basit oyun anlayışını başaramaması, gözümüzün içine soka soka gösterdikleri üzere Avrupa futbolu ile aramızdaki uçurum, bir Türk futbolsever olarak beni ziyadesiyle üzmekte.

Tamam Atletico Madrid’in yetenekli ayakları var, kabul. Ama alın Beşiktaş’tan Manuel Fernandes’i Hugo Almeida’yı, koyun Atletico Madrid’e, iyi bir taktik ve sistemli bir futbol anlayışıyla iş yapacaklarını düşünürüm. Ancak Beşiktaş’ta… Ayrıca futbolda her şey oyuncu kalitesi değil, bunu çok iyi biliyoruz. Hemen bir örnek verelim, bugün evinde Standard Liege’i 4-0’lık skorla geçip çeyrek finale yükselen Hannover 96, oyuncu kalitesi olarak Beşiktaş’tan çok daha iyi mi ? Tabi ki hayır. Ancak Alman disiplinin futbollarına yansıması, herkesin basit ve doğru işleri yapması, bakın turu getirdi bu vasat Alman takımına.

Peki Beşiktaş için bunun ilacı ne olabilir diye bakacak olursak, yeni seçilecek yönetimin sezon sonunda kaliteli, taktik bilgisi yüksek ve disiplinli bir teknik ekiple anlaşması ve önümüzdeki sezon için birkaç nokta transfer ile iyi bir sezon öncesi dönem geçirmesi olacaktır. Anlaşılan o ki bu teknik ekiple, özellikle Carlos Carvalhal ile tüm bu bahsettiğim şeyler yalnızca bir hayal…

Son bir parantez açayım, evet Cenk’in yediği 2. golü bir amatör kaleci olarak belirtiyorum ki ben halısaha maçında yemezdim. Böyle rezillik olmaz ! Ancak bu mağlubiyeti tamamen Cenk’e yıkmak tek kelime ile “ayıp” olacaktır, çünkü bir Beşiktaşlı olarak söylüyorum ki Beşiktaş, takım olarak halı saha takımı gibiydi. Yine de unutmamak gerekir ki, Türk takımları içerisinde bu sezon Avrupa’daki en başarılı temsilcimiz olan Beşiktaş, UEFA’da son 16’ya kalma başarısını gösterdi. Dolayısıyla kazandırdığı ülke puanları için kendilerine teşekkür ediyoruz, buraya kadarmış…

15 Mart 2012 Perşembe

Bu da oldu..Derek Fisher Houston Rockets'a!



Vay be, bu da oldu sonunda. Yılların Derek Fisher'ı Los Angeles Lakers'dan ayrılıyor! "Hani herkes giden bir o kalır" klişesi vardır ya, Fisher öyleydi benim gözümde gerçekten de. Ancak Lakers yönetimi Luke Walton'dan sonra bu yaşlı kurdun da gözünün yaşına bakmadı ve Houston Rockets'a gönderdi.

Derek Fisher + Dallas'ın 2012 1.Tur draft hakkı = Jordan Hill

Lakers açısından iyi bir hamle daha. Luke Walton'ın kontratından kurtulduktan sonra, Fisher'ı da okutacak bir takım bulmuşlar. Bu 3.5 milyon dolarlık kontratın karşılığında da Houston Rockets'ın yedek uzunlarından Hill'i takıma getirmek mantıklı bir hareket. Malum Lakers en değerli oyuncularından biri olan Lamar Odom'ı takımdan yolladığından beri uzun rotasyonunda sıkıntı yaşıyordu. Hiçbir katkı vermese size'ıyla o bölgeyi kapatmakta belli bir iş yapar. Bu hamle Lakers adına Steve Blake'in de kadroda tutulacağının sinyali diyebiliriz, ki en zayıf oldukları 1 numara pozisyonunun efektifliği bu yeni değişikliklerle beraber ciddi ölçüde artacaktır. Keza geçen yılların sonucu iyice göt-göbek hale gelen Fisher'ın hem hücumda hiç bir şey yapamadığını, hem de savunmada iyice kağnıya dönen ayakları yüzünden kuklaya döndüğünü cümle alem biliyor artık. Houston ne mantıkla böyle bir takasa girdi pek anlamadım ama %99 "en azından bir pick daha alıyoruz hacı!" düşüncesiyle hareket etmişlerdir.