http://www.youtube.com/watch?v=alyfWQK-26o
17 Aralık 2012 Pazartesi
Takımın sol bekinin attığı gole gel (video)
Geçen günkü Barcelona - Atletico Madrid maçında Adriano'nun attığı şahane gol.
16 Aralık 2012 Pazar
Galatasaray - Fenerbahçe, Zıt Kutupların Denk Güçleri
Derbiye saatler kala maçın kısaca bir değerlendirmesine yapmak istiyorum. Şöyle son birkaç sezona baktığımda kağıt üzerinde bana en denk gelen derbilerden biri oynanacak bu akşam. Savunma konusunda sıkıntı yaşayan iki kodamanın karşılaşmasının gollü geçeceğini sanıyorum ve umuyorum. Keza ev sahibinde özellikle Burak Yılmaz'ın Arena'da boş geçmeyen tavrı ve misafir ekipte Moussa Sow'un müthiş formu bu tezimi destekler nitelikte. Ancak Fenerbahçe oyunu tutup, savunma ağırlıklı bir anlayış güderse beklediğimizden çok daha kısır bir maç da izleyebiliriz. Çünkü Galatasaray'ın bu tarz kalabalık bir şekilde savunma yapan takımlara karşı pozisyon bulmakta zorluk yaşadığını defalarca gördük. Maç saatlerinde şiddetli sayılabilecek bir yağmurun etkili olması bekleniyor ama en azından o Cluj maçındaki zemin fiyaskosunu yaşayacağımızı zannetmiyorum.
Galatasaray'ın bugün sonuca gitmesi için orta saha hattından ekstra verim alması gerekiyor, çünkü karşılarında oldukça kalabalık ve dirençli bir hat olacak. Amrabat - Melo - Selçuk - Hamit dörtlüsüyle sahaya çıkılacağını tahmin ediyorum. Amrabat'ın savunma konusunda zaaf yaratacağı şüphesiz ama bence kesinlikle ilk 11'de yer almalı. Çünkü Amrabat'ın orada olması Gökhan Gönül'ün de hücuma vereceği desteğe bir set çekecektir. Melo'nun da görevi tartışmasız bir şekilde çok kritik. Bu akşam yine gereksiz yere top ezen, hamlelerinde geç kalan ve kötü oynayan bir Melo sahada olursa Meireles'in yönettiği Fener orta sahası oyunun hakimiyetini eline alır, ki Fatih Terim'in tercih ettiği bir durum olmaz. Ayrıca bence bu maç Galatasaray'ın formda ve fiziksel olarak güçlü olduğu bir Elmander'e çok ihtiyacı vardı. Keza Elmander'in orta sahaya vereceği desteği sağlayacak biri yok şu an takımda. Çünkü yine hatırlatmak lazım, orta saha karakterli forvetlerden (Necati - Elmander) santrfor karakterli (Burak - Umut) forvetlere yapılan geçiş de Galatasaray bu sene orta sahada yaşadığı sıkıntının nedenlerinden biri. Unutmadan ekleyeyim, Hamit Altıntop artık oynayacaksa bu maç oynamalı, zaten bu maçlarda fark yaratsın diye kendisine yatırım yapıldı.
Fenerbahçe ise orta sahada sahip olarak oyunu oynayan bir takım. Takımın saha içi lideri ve takımın tamamen şeklini şemalini değiştiren isim Raul Meireles. Portekizli yıldız, oyunu gerçekten doğru oynayan son derece değerli bir oyuncu. Meireles'in yanına koyulan Mehmet Topal ve Baroni ile oluşturulan orta saha üçlüsüyle topa sahip olmayı başarıyorlar. Bu hattın zaafı ise oyunun sıkıştığı anlarda ortaya çıkıyor. Zira yaratıcılığı yüksek bir trio değil. Fenerbahçe'nin orta sahada kalabalık olması kesinlikle Galatasaray'ın hücum efektifliğini düşürecektir ama kendi hücum zenginliklerine bu kadar mücadele gücü yüksek bir maçta ne katacağı benim açımdan merak konusu. Bu akşam da kesinlikle oyunun sıkıştığı anlar olacak, Fenerbahçe'nin o anlarda gizli silahını kullanması gerekir. O da şut tehdidi. Çünkü saydığımız oyuncular hücum yaratıcılıkları düşük olsa da, oldukça şutör oyuncular. Bu arada "Baroni'nin de mi yaratıcılığı düşük?" deniliyorsa, doğrusu ben onu ideal bir oyun kurucu olarak görmüyorum.
Savunma - Forvet karşılaşmalarına gelirsek, bu sefer Galatasaray'ın avantajlı olduğunu düşünüyorum. İki takım da savunma hattında sorun yaşıyor ama Fenerbahçe'nin stoper tandemi iki formda santrforla savaş verecekken, Semih - Dany ikilisi son derece formda bir Sow'u savunmaya çalışacaklar. Sow'un ileride yalnız kalmamasını sağlamak için Dirk Kuyt vereceği destek önemli. Keza Albert Riera, arkasına atılan toplara yetişmekte sıkıntı yaşıyor. Fenerbahçe'nin orta sahadan gelecek uzun toplarla Galatasaray savunmasının bu zaafını işlemeye çalışacağını düşünüyorum.
İki kalede iki önemli kaleci. Biri sakat sakat çıktığı Braga maçında önemli işler yapan Uruguay kedisi Fernando Muslera, diğeri oynadığı derbide maça damgasını vurmuş kaos ve gerilimle büyüyen Volkan Demirel. Bu akşam yenilecek gollerde kalecilerden çok savunmaların hata yapacağını düşünüyorum. Fileler emin ellerde.
İki takım da Avrupa sarhoşluğunu sonunda bu akşam üzerinden atacaktır. Keza Edirne'nin dışında kazanılan o güzel başarılardan sonra kafaların Türkiye'ye dönme süresinin biraz uzadığını düşünüyorum. Artık sayılı saatler kaldı, bakalım sahada ne ile karşılaşacağız.
12 Aralık 2012 Çarşamba
Galatasaray'da Fiyaka Bozuldu, İstikamet Transfer Ocak Ayı
Fatih Terim'in kupa hezimetinden sonra yaptığı açıklamaları bugün okudum. Önümüzdeki kısa bir süre sonra girilecek olan yeni transfer döneminde birkaç oyuncu ile yolların ayrılacağı zaten aşikardı ama bu son mağlubiyet bazı kararları netleştirdi. Tartışmasız ki, Galatasaray'ın kadrosu güçlendirilmeli ve verim almayı bırak, oynadığında zarar veren oyuncularla yollar ayrılmalı.
Öncelikle bir konuya değinmek istiyorum. Terim'in sahaya yedek ağırlıklı bir kadroyla çıkması eleştiriliyor, ki bence haklı bir eleştiri değil. Galatasaray, 5 Aralıkta Braga maçı ile oldukça zor ve sıkışık bir sürece girdi. Braga maçından başlayan ve 23 Aralıkta Trabzon deplasmanıyla son bulacak olan bu süreçte Galatasaray ikisi derbi biri Şampiyonlar Ligi olmak üzere beş maç oynamış olacak. Kusura bakılmasın da, eğer o kadroda bulunan yedek oyuncular şimdi değerlendirilmeyecekse hiç bir zaman değerlendirilmeyecek demektir. Hamit, Emre, Engin ve Elmander gibi düzenli olarak forma giyen ama form durumu düşük oyuncuları oynatarak yedek ağırlıklı bir kadro çıkartmak bence doğruydu. Sorun sahaya çıkan kadronun kalitesinden çok kafalarda. Hala Braga maçının sarhoşluğu ve hafta sonu oynanacak Fenerbahçe derbisi...
Futbolculuk bir iştir ve profesyonellik gereği formayı sırtına geçirip sahaya çıkan her oyuncu elinden geleni ardına koymamalıdır. Bu onun hem para aldığı kulübe borcudur, hem de o kulübün taraftarlarına. Birkaç ayda bir forma şansı bulan oyuncunun sahaya çıkıp ciğerleri acıyana kadar koşup mücadele etmemesini ben anlayamıyorum. Hırsı, hedefleri geçen baharda kalmış olan oyuncularla yola devam etmemek gerek. Böylesine takımcana çok kötü oynanılan bir maç sonrası günah keçisi ilan etmek yanlış olur ama Çağlar Birinci ve Ceyhun Gülselam'ın bu takımda artık işi olduğuna inanmıyorum. Öte yandan Cris'in formunun yükseleceğine hiç inanmıyorum. Son dakikada yapılmak zorunda kalınan bir transfer olduğu için çok fazla eleştirmiyorum ama kötü tercih olduğu aşikar.
Uzun lafın kısası 1461 Trabzon tokat gibi bir cevap verdi Galatasaray'a. Fatih Terim'e de kim kalsın kim gitsin yarışması için yol göstermiş oldular. Son olarak, Hamit Altıntop'u yuhalayarak hiç bir şey elde edilemez. Form tutamadı diye, elinden geleni yapmaya çalışan değerli bir oyuncuyu kaybetmek kimin işine gelir? Galatasaray'ın işine geleceğini sanmıyorum.
9 Aralık 2012 Pazar
Galatasaray'ın SWOT Analizi
SWOT analizi şirketlerin durum değerlendirmesi yapmak ve bu
doğrultuda şirketi etkileyebilecek olan iç ve dış faktörleri saptamak adına
kullandığı bir yöntemdir. Ligimizde ilk yarının bitmesine 2 hafta kala, bir
SWOT analizi yapmanın Galatasaray’ın ne olup ne olmadığıyla ilgili bir resim
ortaya koyacağını düşünüyorum.
Strengths (Güçlü yanlar): Yerli çekirdek, Fatih Terim, bireysel
olarak kaliteli oyuncular,
Weaknesses(Zayıf yanlar): Savunma, takım oyunu, yabancıların
formsuzluğu,
Opportunities(Fırsatlar): Şampiyonlar Ligi etkisinde transfer
Treaths(Tehlikeler): Sakatlıklar, yanlış transfer, lig
şampiyonluğunun kaybedilmesi,
Güçlü Yanlar
“Galatasaray’ın güçlü olduğu noktalar” başlığı altında
konuşuyorsak en yukarı yazılacak iki madde çok net; Yerli çekirdeğin sağlamlığı
ve Fatih Terim. Galatasaray, 2000’li yılların ortalarından itibaren yerli
oyuncu kalitesinde ciddi bir sıkıntı yaşamaya başladı. Altyapıdan gelen
oyuncuların, gerek yeterli düzeyde olmaması gerekse yeterli şans alamamaları
sonucunda öz kaynaklardan bir katkı gelmedi. Öte yandan Fenerbahçe,
değerlerinden daha da fazlasını verme pahasına piyasadaki kalburüstü Türkleri
kadrosuna katmaktan çekinmedi. Hal böyle olunca Galatasaray kadrosuna ne kadar
kaliteli yabancılar da katılsa, takım olarak bir seviyenin üstüne çıkılamadı. Şu
an geldiğimiz noktada ise Türk oyuncu kalitesi olarak ziyadesiyle iyi bir
Galatasaray görüyoruz. Yarısı Trabzonspor orijinli olan bu çekirdek Galatasaray’ın
esas gücünü oluşturuyor. Düşünün ki, Türkiye’de bir şampiyonluk adayından
bahsederken hücumun üç güç merkezi (Selçuk-Umut-Burak) Türk olarak
yazılabiliyor. Sadece bu üçlü de değil. Orta sahada Hamit’in varlığı, Engin ve diğer
rotasyon oyuncularının iş yapması, savunmada ise Semih Kaya’nın varlığı çok
değerli.
Galatasaray’ın en büyük artılarından biri de tabi ki Fatih
Terim. Onu uzun uzadıya tekrar anlatmaya gerek olduğunu düşünmüyorum fakat
büyük bir lider olduğunu tekrar tekrar not düşmek lazım. Gerektiği zaman riskin
en büyüğünü almaktan çekinmeyen, gerektiği zaman ise oyuncusuna fırçanın
alasını atan ve ateşleyen bir teknik adamın varlığı izleyenleri rahatlatıyor.
Galatasaray’ın ezeli rakiplerinin de teknik direktörlerden sıkıntı yaşadığı şu
zamanlarda Terim’in önemi daha da anlaşılıyor.
Galatasaray birçok alanda sıkıntı yaşıyor. Ancak şu an hala
lider ise bunun iki nedeni var; rakiplerin anlamsız birçok puan kaybetmesi ve
bireysel olarak kaliteli oyunculara sahip olmak. Yani Galatasaray, çok kötü de
oynasa bir anda oluşan bir pozisyon neticesinde gole ulaşabiliyor. Amrabat tel
tel dökülse de muazzam bir orta kesiyor, biri çıkıp topa dokunuyor ve gol
oluyor. Orta sahadan uzun bir top geliyor, forvetlerden koşu geliyor ve yine
gol bulunabiliyor. Bu oldukça değerli bir özellik ama aslında bir o kadar da
tehlikeli.
Zayıflıklar
En yukarı, en en yukarı yazalım savunma diye. Geçen sezon
Galatasaray’ın başarısının anahtarlarından biri takım savunmasıydı. Birkaç ay
içinde bir takımın savunmasının bu kadar düşmesi enteresan ama nedenleri de
gözümüzün önünde aslında. En temel nedenler; geçen sene oynanan 4 orta sahalı
anlayıştan vazgeçilmesi ve Tomas Ujfalusi’nin sakatlığı. Hemen “Galatasaray, bu
sene de dört orta sahayla oynuyor yea” demiş olabilirsiniz, haklısınız da, ama
geçen sene oynanan anlayış net orta saha karakterli dört oyuncuyla o bölgeyi
kalabalık tutmak üzerineydi. Bu sene ise kanatlar daha çok ofansif olarak görev
alıyor. Hele ki Amrabat oynuyorsa sol kanat savunmasını unut. Bu durumun
dengesini tutturmak gerekiyor. Hamit’in geçen seneki Engin’e kıyasla daha az
yırtıcı olması ve Amrabat’ın savunmayı arka planda tutması şu an için bu
dengeyi sağlamakta sıkıntı yaratıyor. Buraya kadarki kısım işin “takım
savunması” kısmıydı. Bir de savunma dörtlüsü sıkıntısı var ki, bu sorunu
tamamen Ujfa’nın sakatlığına bağlayabiliriz. O tartışmasız olarak savunmanın
beyni ve koordinatörüydü. O olmayınca savunma hattı bireysel olarak önemli
oyuncular olsa da birlikte oynadıklarında “çaylak” bir görüntü çizen Semih –
Dany ikilisine kaldı. Güven vermiyor.
Bir kez daha geçen seneye dem vuralım, takım oyununda bu iki
sezonu kıyaslarsak ciddi bir uçurum var. Bunun nedeni de geçen seneki kolektif
anlayıştan kopulmuş olması. Neden? Orta saha karakterli forvetler yerine
santrfor karakterli oyunculara dönüş yapılması ve bir kez daha kanatlar. Necati
ve Elmander’in orta sahaya verdiği katkıyı bu sene Umut ve Burak’ta
göremiyoruz. Top Galatasaray’dayken çoğunlukla Umut / Burak ikilisinin rakip
savunmanın çizgisinde, arkaya kaçmak için hareketlendiğini görüyoruz. Bu durum
başlı başına bir gol tehdidi yaratırken, diğer yandan orta sahanın
efektifliğini düşürüyor ve Selçuk’un yardımlaşacağı oyuncu sayısını azaltıyor.
Bu işin de dengesi tutturulmalı.
Son olarak da yabancı oyuncuların formsuzluğundan bahsetmek
gerekiyor. Genellikle şampiyonluklar güçlü bir yerli çekirdeğin üzerine
kaliteli yabancıların monte edilmesi ve iyi bir teknik adamın varlığıyla gelir.
Geçtiğimiz sezon şampiyonluğa ulaşılırken Galatasaray bütün yabancılarından
maksimum verim almıştı. Ancak bu sezon başını Melo’nun, Amrabat’ın Eboue’nin
çektiği yabancıların formsuzluğu söz konusu. Bu formsuzluk ortamında Riera’nın
küllerinden doğduğuna şahitlik etsek de lig maratonunda bu şekilde gitmek zor.
Kesinlikle yabancı oyuncuların vites yükseltmesi gerekiyor, hatta ve hatta
yabancı transferi de gerekiyor.
Fırsatlar
Galatasaray’ın çok önemli bir kadrosu var. Sadece birkaç bariz
eksik göze çarpıyor. Bu noksanları da mantıklı iki-üç transfer hamlesi yaparak
kapatmak mümkün. Hele ki, Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkma başarısının
yakalandığı şu dönemde. Şampiyonlar Ligi’nde gruptan çıkmak demek hem lokum
gibi para demek, hem de prestij demek. Bu başarı, transfer piyasasına girecek
olan Galatasaray’ın elini oldukça rahatlatacak.
Peki, hangi bölgelere takviye yapmak gerekiyor? Savunma
hattı listenin yukarılarında. Hatta sol bek ve stoper alternatifi olmak üzere
bence iki takviye gerekiyor ama en azından bir takviye kesinlikle yapılacaktır
diye tahmin ediyorum. Ujfalusi’nin sol ayaklısı? Ön tarafa geçecek olursak,
demin bahsettiğim eksikliklerden dolayı, orta saha hattıyla hücum hattını
bağlayacak bir oyun kurucu eksikliği hissediliyor. Ancak bu transfere bir “10
numara” gözüyle bakıyorsak çok ama çok dikkatli olmak gerekiyor. İşin ucunda
vezir olmak da var, rezil olmak da. Rezil olurken de büyük bir maddi külfete
girme tehlikesi var. Kısacası konu 10 numara transferiyse, üzerinde ekstra kafa
yorulmalı. Benim tercihim Diego tarzında bir oyuncu yerine Sneijder tarzında
bir oyuncu olurdu. Tarzında diyorum, Sneijder demiyorum. O iş çok zor. Son
olarak da bir kanat oyuncusu rica ediyorum. Hatta bu rica için önerim de hazır;
Kerim Frei. Zaten ilgileniliyor, gidip alınsın temiz temiz.
Tehlikeler
Şampiyonlar Ligi’nden elenmeyi bir tehdit olarak görmüyorum
keza bana kalırsa bu aşamadan sonra normal sonuç olur. Galatasaray’ın henüz bu
seviyede başarılı olabileceğini düşünmüyorum. Ancak kazın ayağı Türkiye’de öyle
değil. Meireles transferiyle turnayı gözünden vuran Fenerbahçe’nin, bu transfer
döneminde de aktif olacağını tahmin etmek zor değil. Beşiktaş da öte yandan
Oğuzhan Özyakup’un yükselişiyle puan tablosunda tepelere tırmandı. Yani ikinci
sömestrde emek olmadan yemek olmayacak.
Transfer ihtiyacından bahsettik, lakin bu ihtiyacın geçmiş
yıllarda önemli transfer fiyaskolarına dönüştüğünü de tecrübe ettik. Bu ihtiyaç
da önemli bir tehlike yaratıyor. İnce eleyip sık dokumak, takıma en uygun en
çok verim verecek oyuncuyu seçmek gerekiyor. Şampiyonlar Ligi’nden güzel para
geldi diye, har vurup harman savrulursa (Ünal Aysal gibi bir iş adamının bu
hataya düşeceğine hiç inanmıyorum o ayrı) düşüş kaçınılmaz olur.
Son olarak da her futbol takımının kaçınılmaz tehlikesi, sakatlıklar.
İnsan ister istemez düşünüyor, Semih’in ya da Burak’ın sakatlandığını. Planlar
böyle bir durumda ister istemez ciddi sıkıntıya girer.
4 Aralık 2012 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





