25 Aralık 2012 Salı

Mustafa Denizli'nin Yardımcıları Belli Oldu !


Mustafa Denizli'nin bana göre sürpriz bir şekilde Çaykur Rizespor ile anlaşmasının ardından, bugün yardımcıları da belli oldu. Eski öğrencileri Yusuf Şimşek ve İbrahim Üzülmez'i yedek kulübesinde yanına alan Denizli, ayrıca Stefano Morreno'yu da ekibine kattı. Kendi anlaşmasında olduğu gibi bu üç isimlede 1.5 senelik sözleşme imzalandı. Şahsen Türk futboluna çok şeyler katmış, şampiyonluk görmüş Şimşek ve Üzülmez için teknik direktörlük kariyeri düşünüyorlarsa eğer, Denizli'nin yanında çalışmak onlar için büyük bir fırsat olacaktır diye düşünüyorum. Umarım Denizli ve ekibi Rize'de özlenen başarıyı yakalarlar ve öncelikle Süper Lig'e çıkmak olan hedeflerini gerçekleştirebilirler.



20 Aralık 2012 Perşembe

Galatasaray'ın Rakibi Schalke 04 !



Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde Almanya'nın Schalke 04 takımı ile eşleşti. Kendi grubunu Arsenal, Montpellier ve Olympiakos'un önünde birinci bitiren ve seribaşı olarak kuraya katılan Schalke, temsilcimizin belki de en çok istediği rakipti.

Gelsenkirchen temsilcisi, hafta içinde Almanya kupasından elendi ve ligde son zamanlarda aldığı başarısız sonuçlar yüzünden zor bir dönemden geçmekte. Teknik direktör Huub Stevens'ın görevine son verilen ve yerine sezon sonuna kadar teknik adamlık deneyimi çok az olan Jens Keller'i getiren Schalke, tüm bu olumsuzluklara rağmen çok tehlikeli bir takım. Kadrosunda takımdan ayrılacağı konuşulan Klaas-Jan Huntelaar, Afellay, Farfan, Holtby, Höwedes, Papadopoulos, Barnetta ve Draxler gibi yıldızlara sahip. Kurada Schalke'nin çıkmasını istemek doğal ama zayıf bir takım olduğunu düşünürsek yanılırız. Maçlarını 61.482 kişilik Veltins Arena'da oynayan mavi beyazlı ekiple ilk maçımızı İstanbul'da oynaycak olmamız bir avantaj. Çünkü ilk maçta alacağımız bir galibiyet, deplasmanda problemli Schalke defansının bize çok boş alan bırakmasını sağlayabilir. Şu anda her ne kadar formsuz ve kötü bir görüntü versede, Almanya'da devre arasına girilmesi takımın yeniden toparlanmasına yardım edecektir. Belki yapacakları transferlerde buna katkı sağlayacaktır. Tabii bu Galatasaray için de geçerli. Pazar günkü Trabzonspor maçından sonra devre arasına girecek ve Fatih Terim'in raporu doğrultusunda transfer çalışmaları başlatılacak. Şampiyonlar Ligi'nde bu turu atlamak istiyorsak transfer şart. Hem Ünal Aysal, hem Abdürrahim Albayrak bu transferlin yapılacağını söylesede, hangi bölgeye kimlerin düşünüldüğü konusunda ser verip sır vermediler.

Galatasaray'ın çekebileceği en güzel kurayı çektiğini düşünüyorum ve son sekiz takım arasına kalmamız işten bile değil. Başarılar Galatasaray !

19 Aralık 2012 Çarşamba

İyilik Meleği Meireles



"Yapmış olduğum bir şey vardır ve bunu kabul ederdim. Cezama katlanırdım ama burada olmayan hayal ürünü suçlamalarla karşı karşıyayım.''



"Hakemin beyanları benim kişilik haklarıma ve imajıma saldırı niteliğinde ve ben bunu aklamak istiyorum."

Cuk Oturacak Transfer: Reto Ziegler


Başkan Fikret Orman'ın da açıkladığı üzere Beşiktaş'ın Reto Ziegler'e karşı ciddi bir ilgisi var. Ziegler de Beşiktaş'ta oynamaya sıcak bakıyor ki görüşmelerin iyi geçtiği haberleri geliyor. İsviçreli oyuncu Beşiktaş için çok doğru bir tercih olacaktır. Keza Kartal'ın en sıkıntılı bölgesinin sol bek olduğunu düşünürsek, o bölgede fark yaratacak bir isim olur. Belki normal şartlarda çok "fark yaratacak" bir oyuncu değil Ziegler ama Uğur Boral'ın bek olarak değerlendirildiği ortamda sınıf atlatır.

Ziegler, Fenerbahçe'de oynadığı bir sene boyunca düzgün karakteri ve oynadığı formaya duyduğu saygıyla takdir toplamış bir adam. Beşiktaş'ın bu seneki başarısının da temelini takım kimyası ve mücadele oluşturuyorken, Ziegler gayet güzel bir katkı olur.

Mevcut kadroda Uğur Boral'ın savunma yetersizliği Beşiktaş'a ciddi zarar veriyor. Ziegler'in varlığı bölgede önlü arkalı bir rahatlık yaratacaktır. İsviçreli oyuncunun maliyetinin de uygun olacağını ve takım içinde soruna yol açmayacağını düşünüyorum. Keza takıma seviye atlatma potansiyeli olan oyuncular için küçük pürüzlere göz yumulmalı.

Umarım bu transfer gerçekleşir. İki taraf için de hayırlı olacak bir anlaşma gibi gözüküyor. Bu arada yukarıda yazdıklarımın hemen hemen tam tersini Nene için düşünüyorum. Nene son derece kaliteli bir adam ama Beşiktaş şu an doğru adres değil.

Az Laf Çok İş, Burak Yılmaz Avrupa'nın Zirvesinde


Bir büyük kulüpte başarısız olduktan sonra bir diğerinde tutunup başarılı olan oyuncuların düşmanları çok olur. Hele ki, Türkiye'nin dört büyük kulübünün hepsini turlayıp en sonunda yerini bulmuş bir oyuncunun. Düşmanı da çok olur, çekemeyeni de... 

Sene başında Burak Yılmaz transferi için "nokta atış" derken, Trabzon civarlarında kendisinin maketleri asılıp yakılıyordu. Burak o dönemden bu yana "Trabzonspor" kelimesini ne zaman ağzına alsa saygıda kusur etmedi. Lakin öfke kendisine olan öfke dinmedi. Yine dedik ki, öfkenin hedefi Burak değil, Burak'ı takımda tutamayan Trabzonspor yönetimi olmalı. Ne emek hırsızlığı kaldı, ne şerefsizliği...

Şimdi Fatih Terim'in yol göstericiliği ile daha da farklı bir boyuta yükselen Burak Yılmaz'ı izliyoruz. UEFA tarafından Şampiyonlar Ligi'nde grup aşamasının en değerli oyuncusu seçilen Burak Yılmaz'ı izliyoruz. Demek ki, bazı şeyler hariçten gazel okumak ile olmuyor. Demek ki, az konuşup çok iş yapmak gerekiyor.

Burak'ın yükselişi Trabzonspor'da Şenol Güneş ile çalışma şansı yakalamasıyla başladı. Kafasını futbola verdiğinde neler yapabileceğini orada gösterdi. Fatih Terim'in hocalığında şu dönemde hem futbolunu geliştiriyor hem de futbola bakış açısını. Burak'ın geçen senelerdeki kadar kendini atmaya yönelik oynadığını söyleyebilir misiniz? Veya topu ayağına beklediğini ve mücadele etmediğini? Kafa atmayı bilmiyor dediğimiz Burak'ın Şampiyonlar Ligi'nde kafayla attığı kaç tane gol var? Bunlar hep gelişim, bunlar hep evrim. Bunlar hep...

UEFA'nın bu onuru Burak'a bahşetmesinin altında "takımını taşımak" yatıyor. Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde yedi gole imza atarken, bunların altı tanesinde onun adı yazıyor. NBA'de de bu böyledir, MVP seçimleri oyuncunun takımını nereye taşıdığı kıstasıyla yapılır. Şu da bir gerçek ki, Burak Yılmaz Avrupa'da Galatasaray'ı sırtladı ve ikinci tura çıkarttı.

Sevilir, sevilmez ama bir oyuncunun hakkını yememek lazım. Burak şu an Türkiye'nin en iyi santrforu ve Avrupa'da da göz önünde olan bir oyuncu. Bu adamın futbolunu değişik şekillerde aşağılamaya kalkmak sadece kendini kandırmak ve pişmanlıktır.