20 Haziran 2012 Çarşamba

Şanlı Bir Gün: Amrabat Goygoyundan Kurtulduk!




Belki de transfer piyasasında adını duymaktan en çok sıkıldığım isimdi Amrabat. Aylardır yaşanan sürtüşmeler ve son derece gereksiz açıklamalar (en başta Amrabat) yüzünden gelinen nahoş durum bugün son buldu. Galatasaray Amrabat’ı resmen istedi ve resmen reddedildi. İçimin yağları da eridi açıkçası. Sonunda sakız gibi uzayan bu goygoydan kurtulduk.

Bu transferin gerçekleşmemesine çok sevindim. Bir Galatasaraylı olarak, Kayserispor’dan kimseyi transfer etmemizi de istemem zaten. Düşünsenize bana göre 3 milyon euroluk değeri olan Amrabat’a 7 milyon Euro teklif ediyorsunuz ve pazarlığa yanaşmıyorlar bile. Bırakın almayalım zaten, dünya üzerinde kanat oyuncusu mu kalmadı. 7 milyon Euroya çok daha doğru transferler yapılabilir. Bonservisi elinde Junior Hoilett gibi bir yatırım imkanı var en basitinden.

Amrabat iş yapacak bir oyuncu eyvallah ama riskli bir transfer. Yetenekli olduğuna şüphe yok ama istikrarlı bir grafik çizmeden bu fiyatları telaffuz etmek bence saçmalık. Kişilik olarak da Faslı oyuncuyu hiç beğenmiyorum. İlk düşüncesi her zaman yere atlamak olan, hakemlerle oynamak olan bir oyuncuyu takımınızda olsun veya olmasın izlemek rahatsız ediyor. 

Keşke Galatasaray, Amrabat ile ilgili tasarrufunu geçtiğimiz sezonda bıraksaydı. Keza Assaidi’nin bu yolda radara takıldığını düşünüyordum ama yine de ilk tercih Amrabat oldu. Neyse bugün itibariyle bu öyküyü ardımızda bırakıyoruz umarım. 

18 Haziran 2012 Pazartesi

Devrilen Bir Çınar: Glasgow Rangers


"İskoçya'nın efsane futbol kulübü Glasgow Rangers, İskoçya Premier Ligi fikstüründen çıkartıldı."  İnsan üzülüyor gerçekten. Futbol dünyasının en kült ve en yapı taş takımlarından biri olan koskoca Glasgow Rangers.. İskoç futbolu zaten son 10 senedir çöküşte ama Rangers gibi bir çınarın devrilmiş olması.. Vay anasını.


Mali durumların çöküşe geçmesiyle tasfiyeye giden Rangers, yeni bir kimlikle karşımıza çıkacak önümüzdeki dönemde. Bu yeni takımın adı "The Rangers FC". Amerikan kulüpleri gibi duruyor yahu..


Dünya futbolu ve futbol ekonomisi artık çok acımasız. İsme takılmadan çatır çatır harcıyor kulüpleri. Koskoca River Plate'i küme düşüren de o, Glasgow Rangers'ı çökerten de. Artık kimsenin kötü yönetme lüksü yok, zira futbol ekonomisinin şakası yok. 


Celtic - Rangers derbileri (The Old Firm) bir süre bizimle olamayacak. Dönüşleri muhteşem olur umarım.



16 Haziran 2012 Cumartesi

Beşiktaş'ın yeni hocası : Samet Aybaba


Tayfur Havutçu ile yolların ayrılmasından beridir, uzun zamandır teknik direktör arayışlarına devam eden Beşiktaş ile basında adı anılan birçok teknik direktör vardı. Yabancılardan Slaven Bilic, Ralf Rangnick, Marcelo Bielsa, Louis Van Gaal ve Sven-Goran Eriksson, yerlilerden ise Mustafa Denizli, Mehmet Özdilek, Samet Aybaba ve Rıza Çalımbay, bu isimlerden öne çıkanlarıydı. Ancak yönetimin her konuşmasında söylediği bir şey : uzun vadeli çalışabileceğimiz, özkaynak düzenine önem veren, genç-hırslı-başarıya aç bir takım yaratabilecek ve bütçe olarak küçülmeyi kabullenebilecek bir teknik direktör aradıklarıydı.

Bugün medyadaki spekülasyonlara son nokta koyuldu ve Samet Aybaba ile 4 yıllık anlaşmaya varıldığı Beşiktaş yönetimi tarafından açıklandı. Peki Samet Aybaba'da aranan bu kriterler mevcut mu ? Ben bu konuda ciddi şüphelere sahibim. Evet bütçe olarak küçülmeyi kabul edecektir, ancak kariyerinde yalnızca Ankaragücü ve Trabzonspor'da 2 yıl görev almış, diğer çalıştığı tüm kulüplerde 1 yıldan fazla kalamamış ve elle tutulur bir başarısı bulunmayan Aybaba'yı, Beşiktaş'ın önümüzdeki yılları için de önemli bir virajı diyebileceğimiz pek kritik bir dönemde 4 yıllığına göreve getirmek, gerçekten akıllarda ciddi soru işaretleri bırakmakta.

Bir diğer sorun ise, Aybaba'nın, takımda kalması halinde Quaresma,Fernandez gibi oyuncularla nasıl baş edeceği. Tamam hoca tecrübeli, 1993 yılından beri teknik direktörlük yapıyor, ancak her yıl sonunda takım değiştirmiş ve çalıştırdığı kulüplerin hepsi Anadolu kulüpleri olan Aybaba'nın, bu tip egosu yüksek oyuncularla sorun yaşayabileceğini düşünüyorum.

Açıkçası, Tayfur Havutçu ile yollar ayrıldıktan sonra tamamen farklı profilde bir hoca bekliyordum. Ancak Samet Aybaba ile anlaşılması büyük bir şaşkınlığa itti beni. Tamam eyvallah, şu ekonomik şartlar içinde istediğin hocayı getiremeyebilirsin, ancak Samet Aybaba'ya her yıl için yaklaşık 1.5 milyon TL ödemek de çok fazla olmamış mı sanki bu şartlarda ? Yorum sizlerindir..

Genel olarak olumsuz fikirlere sahip olmakla beraber, kendisine başarılar diliyorum. Umarım kendisinden beklenildiği gibi, başarıya aç, savaşan, genç bir Beşiktaş izletir ve ben dahil olumsuz düşünen herkesi ters köşeye yatırır. Aksi bir durum,  Fikret Orman yönetiminin vizyonsuzluğunu, Altınsay'ın istifasında ne kadar haklı olduğunu gösterir ve benden söylemesi, bu yönetimin ömrü uzun olmaz...

14 Haziran 2012 Perşembe

Bir Bakışta Mourinho'nun Karnesi

Tek kelimeyle muazzam. Bana göre tartışmasız dünyanın 1 numarası.


Oussama Assaidi: Amrabat'ın Bir Tık Yukarısı



Galatasaray bu sezon beklenilenden farklı bir transfer rotası izliyor. Büyük isimlere büyük paralar vermesine alıştığımız Galatasaray, bu kez takımın belli ihtiyaç bölgelerine belli katkıları yapacak nispeten daha düşük repütasyonlu oyunculara yöneliyor. Doğru mu yapıyor? Bence evet, ama zaman gösterecek. Çünkü en azından bir tane yıldız forvet alınması şart. Tam bu noktada "yıldız oyuncu" tanımının da benim için ne ifade ettiğini belirtmeden geçmeyeyim. "Yıldız oyuncu, takımı sıkıştığında ve ihtiyaç duyulan anda sazı eline alarak maçın kaderini değiştirecek karakterde ve yetenekte olan oyuncudur."(Basak,Levent,2012) Neyse geyik bir yana..

Assaidi'yi yakından tanıyorum dersem, yalan olur. Ancak adını çoğu kez duydum. "Hollanda'dan transfer edilen kanat oyuncusu" stereotipinin tipik bir örneği gibi Faslı oyuncu. Hele ki bizim ligin Faslısı Amrabat'a fazlasıyla benziyor. Aynı hız, aynı dikine top sürme yeteneği ve aynı bencillik. Fatih Terim'in bu tarz bir oyuncuyu kadrosunda görmek istediğini zaten biliyorduk. Shaqiri'sinden, Amrabat'ına kadar yönelinen isimlerin hepsi benzer yapıda adamlar. Takımdaki en iyi "dribbling"cinin Engin Baytar olduğunu düşünürsek, çok da normal.

Assaidi'nin çift kanatta görev yapabiliyor olması da ayrıca değerli bir katkı. İki kanadı da yetersiz olan Galatasaray için bu anlamda maç içlerinde de çözüm alternatifi olacaktır. Bu tarzda oyuncular için en önemli kırılma noktası bence nerede pas atıp nerede çalım atacağını bilip bilmedikleri. Ancak bu konuda Terim ve ekibinin kendisini olumlu anlamda etkileyeceğini düşünüyorum.

Bonservis bedeli ve benzeri konularla ilgili henüz hiç bir şey bilmiyoruz, bu nedenle o konulara giremiyorum. Resmi açıklama gelip, detayları öğrendiğimiz zaman onunla ilgili de çerezlik kısa bir yazı karalarım.



Assaidi haberleri çıkmaya başladığından beri, bu video sağda solda dönüyor. İzleyip, izlenip edinelim tabi ki ama bu 3 buçuk dakikalık videoyu izleyip "iyi transfer" , "kötü transfer" demeyelim. Yoksa herkesi youtube'da özer hurmacı yazmaya davet ederim.