30 Haziran 2012 Cumartesi
Beşiktaş'tan Güzel Hareket: Olcay Şahan
Beşiktaş, Ekrem Dağ gibi verim alamayıp bir de üstüne para verdiği oyuncularla yollarını ayırmaya çalışırken, diğer yandan ucuza mal edip yüksek fayda sağlayacak isimlere yönelmeye çalışıyor. Tabi ki arada fire verebiliyor (bknz. Robinson) ama temel olarak doğru bir strateji. Olcay Şahan da bu mantığın bir ürünü ve doğru bir hamle. Quaresma ve Simao'nun seneye büyük ihtimal kadroda olmaması kanatları bir anda boşaltıyor. Olcay rahatlıkla sol kanadı kapatır. Tam Beşiktaş'ın aradığı transfer diyebiliriz.
Kulüp bugün yaptığı açıklamada "Futbolcu Olcay Şahan'la 4 yıllığına anlaşılmıştır. Futbolcunun kendisine yıllık 1.000.000 euro garanti ücret ödenecektir" denildi. Kaiserslautern'e ise bonservis bedeli olarak 800.000 euro ödenecekti. Gayet makul ve kasaya hasar vermeyecek miktarlar. İçi geçmiş yabancı oyunculara hunharca milyon euroları saçan kulüplerimizden bu tarz transferleri de görmek güzel.
Genel geçer düşüncem, Bundesliga'da herhangi bir takımın ilk 11'inde düzenli forma giyen herhangi bir Türk oyuncu, bütün Türk kulüplerinde rotasyonda değerlendirilebilir. Malum delikanlılarımızın orada aldığı alt yapı eğitimi, burada geçirilen boş zaman ile kıyas tutmaz. Beşiktaş da böyle bir oyuncuyu ihtiyaç duyduğu bir bölgeye monte edecek. Üstün performanslar göstermesini bekleyerek gereğinden büyük bir beklenti yaratmaya gerek yok. Umarım benim beklentilerimi karşılar Olcay ve başarılı olur.
28 Haziran 2012 Perşembe
Rakipte Pişer Bize de Düşer: Señor Mehmet Topal
Bir Galatasaraylı olarak Mehmet Topal'ın Fenerbahçe'ye gitmesi beni üzdü. Elbette sevdiğimiz, takdir ettiğimiz ve bizim formamızla büyüyen bir oyuncuya ezeli rakibimde izlemek hoş olmayacak. Ancak şu da bir gerçek ki, Mehmet Topal'ı Emre Belözoğlu gibi değerlendirmek saçmalıktan öteye gitmeyecektir. Karakteriyle, profesyonelliğiyle ve çalışkanlığıyla Mehmet Topal 10 numara adamdır. Emre Belözoğlu'nun antipatikliğinin a'sına rastlanamayacak bir kişidir. Madalyonun diğer bir yüzünde ise kendisini Metin Oktay ile kıyaslayanlar var. Yok efendim, o 20 bin liraya Fener'e gitmemiş de 8 bin liraya Galatasaray'a gelmiş. Peki ben de şunu soruyorum sana ey goygoycu, Fenerbahçe sana gelip senelik 2.8 milyon euro'yu verse çenen yerlere düşmez mi?
Benim Mehmet adına üzüldüğüm tek nokta, keşke kariyerine Avrupa'da devam etseydi. Geçen sezonun başında Chelsea'nin bile takip ettiği yazılıp çiziliyordu. İspanyolların da beğenisini kazanmış ve sevilmişti "Türk Örümcek". Ancak yine dönüp dolaşıyoruz ve profesyonelliğe geliyoruz. Topal'ın imzaladığı kontrat 5 senelik 13 milyon euro. Hem de iyi yapılanmaya başlamış bir Fenerbahçe takımında. Maddi açıdan kendisine hak veriyorum elbet ama Tugay Kerimoğlu'nun jübilesinde yaşadığı gururu hangi para satın alabilir ki?
27 Haziran 2012 Çarşamba
Assaidi ve Alper Potuk Büyük İhtimal Gelecek
Dany ve Umut Bulut'un ardından bir suskunluğa bürünen Galatasaray'ın önündeki iki hedef başkan Ünal Aysal tarafından da onaylandı: Oussama Assaidi ve Alper Potuk. "Arshavin ile ilgilenmiyoruz" diyen başkan, bu iki genç oyuncuya karşı olan ilgilerini saklamadı. Amrabat perdesinin en azından şu an için kapandığı andan itibaren Assaidi ihtimalinin çok yükseldiğini düşünüyorum. Diğer taraftan hedefteki gurbetçi oyunculardan beklediği geri dönüşleri alamayan Galatasaray'ın, yerli rotasyonu için Alper'i kovalamasını beklemek çok doğaldı. Bu iki delikanlının 4 temmuzda başlayacak olan sezon öncesi kampına yetiştirileceğini tahmin ediyorum.
Hem kanatlara hem de orta sahanın göbeğine transfer yapılması gerekiyordu. Melo'nun takımda tutulması ve yanına alternatif olacak oyuncu getirilmesi şarttı. Alper bu anlamda güzel bir transfer olur. Çok fazla beğendiğim ve öyle hayran kaldığım bir adam olmasa da, gelişime açık, ofansif ve defansif olarak oyunun içinde olmaya çalışan bir genç oyuncu. Daha da önemlisi, Fatih Terim'in özellikle istediği bir adam. Bu açılardan gerçekleşmesini istediğim bir transfer. Assaidi ile ilgili kısaca düşüncelerimi yazmıştım. Şöyle bir üstünden geçelim; Stoch ve Amrabatgillerden bir kanat oyuncusu. Hızıyla oynayan, dikine top taşıyabilen bir arkadaş. Assaidi için 4 milyon euroluk bir bonservis bedeli konuşuluyor ki, bence de gayet makul olur. Hem sol hem de sağ kanatta kullanılabilmesi de maç içi alternatif yaratmakta değerli.
Kısacası, okuduğum ve değerlendirdiğim kadarıyla Alper ve Assaidi'nin transferi büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde bitecek. Yerinde transferler olur ama takımın bütün gediklerini dolduracak hamleler olmaz. En önemlisi, bu iki oyuncunun Terim'in yönetimiyle daha iyiye gidebilecek genç oyuncular olması.
25 Haziran 2012 Pazartesi
Cüneyt Çakır Yarı Finalde, Ya biz?
EURO 2012'de İspanya ile Portekiz arasında oynanacak yarı
final maçını Cüneyt Çakır yönetecek. Helal olsun. Dünya çapında hakemliğin gerçekten çok kötü bir seviyeye geldiğini görebiliyoruz. Dünya Kupasında da bunu tecrübe ettik, Avrupa
Kupasında da.. Türkiye Liglerindeki hataları saymak zaten mümkün değil. Böyle
bir durumda Cüneyt Çakır, hakemliğin tepesine tırmanmayı başardı. Şu anda da UEFA'nın
elindeki en değerli hakemlerden biri.
Hakemler her zaman Türkiye'de ilk küfrü yiyenler olurlar.
Kimi zaman hak ederler, kimi zaman etmezler o ayrı. Ancak takımı çok kötü
oynayan bir taraftar, orta sahada aleyhine çalınan herhangi bir faulde başlar
hakeme saydırmaya. Agresifliğin tavan yaptığı bizimki gibi bir ülkede,
Cüneyt'in yükselişi daha da kıymetli. Kötü maç yönettiği olmuyor mu? Hem de kaç
kere oldu. Beşiktaşlı arkadaşların aklından geçenleri duyar gibiyim. Fakat yine
de tavrını ve duruşunu bozmayan Cüneyt Çakır'ın geldiği yer ortada.
Cüneyt Çakır'ın geldiği yer ortada demişken, sahi biz de
her zaman suçlu tartışmasız hakemdi değil mi? E, hani milli
takımımızı göremiyorum ben ortalıkta? Yada şu muhteşem dört büyüklerin son beş
senedir falan Avrupa'daki maceralarına ne demeli? Demek ki neymiş, önce kendimize
bakıyormuşuz. Her zaman takınmaya çalıştığım bir tavır var: "önce biz iyi
top oynayalım, sonra hakemi konuşuruz.". Kimi zaman başarabiliyorum, kimi
zaman başaramıyorum. Sonuç: Cüneyt Çakır, Avrupa Şampiyonasında yarı finalde,
Türk futbolu ise nerelerde..
22 Haziran 2012 Cuma
Fenerbahçe ve Hasan Ali Kaldırım
İlginçtir tarihinin en zor aylarını yaşayan Fenerbahçe, son
yılların en başarılı transfer politikasını güdüyor. Takımın ihtiyaç
bölgelerine, net takviyeler geliyor. İlk olarak hücum bölgesine cuk
oturacak olan Dirk Kuyt transferi bitti. Kuyt’ın ardından yerli transferlerin
zamanı gelmişti ki, Hasan Ali Kaldırım fazla bekletmedi ve 5 senelik sözleşmeye
imzayı attı. Bonservis bedeli de Türk oyuncu piyasası için gayet cazip; 3
milyon 750 bin Euro. Hele ki, sol bek gibi millet olarak büyük sıkıntı içinde
olunan bir bölge için çok makul bir fiyat. Aynı Kayseridir ki, Amrabat’a 15
milyon Euro istiyor, ayrı mevzu.
Hücum yönü güçlü ama savunmada zaafları olan bir bek Hasan
Ali. Kayserispor’da çizdiği başarılı grafiğin kendisine Fenerbahçe kapısını
açması sürpriz değil. Şu an için büyük takımda forma giymeye hazır mı? O tartışılabilir.
Ben kısa vadede sorun yaşayabileceğini düşünüyorum. İsmail Köybaşı’nın
yaşadığı sıkıntıyı yaşaması muhtemel. Ancak futboluna bir şeyler katarak,
yoluna devam edecek potansiyeli de var. Bu anlamda güzel bir yatırım olacak. Fenerbahçe, Özgür Çek'ten beklediğini Hasan Ali'de bulacaktır.
Fenerbahçe’nin yıllardır en büyük avantajı, yerli
kalitesinin rakiplerine kıyasla çok daha üst düzeyde olması. Volkan Demirel –
Gökhan Gönül ve Emre Belözoğlu’nun bu avantajdaki payları çok büyük. Bu
transferle beraber, Fenerbahçe’nin savunma ve kaleci hattında dört yerli oyuncu
oldu. Hasan Ali – Serdar Kesimal, x – Gökhan Gönül ve Volkan Demirel. Bu hattan
yüksek verim alan bir Fenerbahçe, rakiplerine yine ciddi bir üstünlük
sağlayacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




