31 Ağustos 2012 Cuma

Yarın NTVSPOR'dayız!


Selamlar Müzmin Sakat takipçileri.. Müzmin Sakat ekibi olarak yarın (cumartesi) saat 2'de "Yenilsen de Yensen de" programında Ntvspor'dayız! Her zamanki gibi yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyoruz. Televizyonda da görüşmek üzere, sevgiler!

30 Ağustos 2012 Perşembe

Olmadı be Fenerbahçe !


Moskova deplasmanında temsilcimiz 2-1 mağlup olmasına rağmen, tur için ülkece ümitliydik. O atılan 1 golün değeri büyüktü ve içerdeki maçta işimize yarayacaktı. Ancak umulan olmadı, Fenerbahçe evinde Spartak Moskova'ya diş geçiremeyince Şampiyonlar Ligi biletini kapan ne yazık ki Rus temsilcisi oldu, Fenerbahçe ise UEFA Avrupa Ligi gruplarına kaldı.

Maçın hemen başlarında, hem defansın hem de kaleci Mert'in hatasıyla oldukça basit olduğunu düşündüğüm bir gol bulunca Spartak, hemen ardından Krasic'in sakatlığı, Fenerbahçe için ilk yarıyı tam anlamıyla kabusa çevirdi. Orta sahada Selçuk Şahin ve Mehmet Topal'ın kaptırdığı toplar ve oyunun kanatlara yeterince yayılamaması sonucu Fenerbahçe'nin inanılmaz derece organize olamayan bir takım hüvviyetine bürünmesine sebep oldu.

İkinci yarı ise Şampiyonlar Ligi eleme maçı rövanşında kendi evinde oynayan bir takımın oynaması gerektiği gibi oynayan Fenerbahçe, rakibi kendi yarı sahasına boğdu, ancak maçı uzatmaya götürmesi için gerekli olan 2. golü direkler ve rakip kalecinin başarılı performansı sayesinde bir türlü bulamayınca, tur Fenerbahçe'nin kendi ellerinin arasından kayıp önce İstanbul Boğazı'nı daha sonra da Karadeniz'i geçerek Rusya'ya gitmiş oldu. Olmayınca olmuyor, demek ki son 30-40 dakikalık baskı tur için yeterli olmuyor.

Fenerbahçe'de dünkü maçın kaptanı Selçuk Şahin'e özel olarak değinmek istiyorum. Yeteneğini (!) zaten tartışmaya pek gerek yok. Zaman zaman Steven Gerrardvari paslar atsa da, ayağında topu gereksiz oyalayıp orta sahada basit pas hataları yapınca, bu hatalar rakibe kontra-atak olarak geri dönüyor ve kaptan Selçuk, Fenerbahçe'nin kendi elinde patlayabileceği bir bombaya dönüşüyor. Kuyt'lı, Sow'lu, Krasic'li, Stoch'lu ileri hattı besleyen Selçuk olacaksa sezon boyunca, sıkıntı büyük değil mi sizce de ?

Aaa bir de Hasan Ali diyelim. Sezon öncesi Hasan'ın defansif olarak zaafları olduğunu söylemiştik, ancak ben bu kadar kötü başlamasını beklemiyordum. Yaptığı kademe hataları, müdahale zamanlamasındaki sıkıntıları, Fenerbahçe'nin yediği atakların çoğunlukla kendi sol bekinin bölgesinden olacağının sinyallerini, S.O.S. olarak bağıra bağıra vermekte. Yine de olumlu bakmaya çalışalım, henüz genç, adapte olacaktır diyelim.

Şüphesiz ki, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi vizesi alamamasına en çok sevinen, kasasına bu sayede daha çok Şampiyonlar Ligi ayakbastı parası girecek, belki de Amrabat'ın yüksek bonservis bedelini bu parayla çıkarabilecek olan Galatasaray olmuştur. Neyse bakalım, Fenerbahçe'ye UEFA Avrupa Ligi'nde başarılar dileyelim ve bu kadro kalitesi ile gruplardan çıkabilmesi gerektiğini belirtelim.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Reha Muhtar: "Kaka Sonuçta Sağ Bek Oynayan Birisi"



Karşınızda Kaka ile ilgili yapılmış en muhteşem yorum. Reha Muhtar konuya çok değişik bir açıdan yaklaşmış ve milyarlarca insanın göremediğini görmüş. Beyler, Kaka sağ bekmiş ya la.. Adam futbol yorumu yapıyor bir de.

Reha M: Kaka sonuçta sağ bek oynayan birisi, hani orada Eboue var..
Muhabir: Kaka oyun kurucu..
Reha M: Oyun kurucu ama yani sağda daha fazla oynayan birisi, yani solda mesela daha..


http://www.akilli.tv/video/Reha-Muhtardan-Kaka-Gafi-Sonucta-Sag-Bek-Oynayan-Birisi_649123

28 Ağustos 2012 Salı

3 Sezon Önce 39 Gol Atmıştı, Şimdi Trabzonspor'da!



Bu transfer döneminde büyük takımlarımızın olmazsa olmaz transfer yapması gereken bölgeler vardı. Trabzonspor'un ihtiyaç duyduğu bölge de kör göze parmak cinstendi, santrfor.. Bu bölgeye uzun zaman Dame N'Doye için mesai harcandı ama Senegalli, Lokomotif Moskova'ya kaptırıldı. Bunun üzerine Trabzonspor diğer alternatiflere yöneldi ve Marc Janko transferiyle turnayı gözünden vurdular. Gerçekten çok güzel bir hamle.

Janko her şeyden önce bir "golcü". Ceza sahası içinde topla buluşturulduğunda, o topu ağlara yollayabilen bir forvet. 1.96 boyuyla da muhteşem bir fizik gücüne sahip. Sadece uzun da değil Janko, güçlü ve yıpratıcı bir isim. 29 yaşındaki forvet, 2008/2009 sezonunda Salzburg formasıyla 34 maçta 39 gol kaydederek müthiş bir istatistik yapmıştı. O sene Salzburg'un UEFA'daki performansında da başrol oynamıştı. Bu performansın ardından 7 milyon avro gibi hatırı sayılır bir ücrete Twente'nin yolunu tuttu Janko. Hollanda'da da 45 maçta 24 gol üreten Janko, sonrasında Porto'da pek fırsat bulamadı. Şimdi de Trabzonspor'da..

Geçtiğimiz sezonlarda Galatasaray ve Fenerbahçe ile de adı anılan Avusturyalı, Trabzon için aranan kan olacak. Marc Janko, Trabzonspor'un tek forvetli ve kanatların aktif olarak kullanıldığı sistemin merkezindeki "target man" rolü için çok uygun bir isim. Keza Salzburg'daki performansını verdiği dönemde de tek forvet oynuyormuş. Volkan ve Olcan, Avusturyalıyı iyi besleyebilirse, Trabzonspor seviye atlayabilir. Hala savunma hattıyla ilgili sıkıntıları olsa da en azından hücum hattında güvenilir bir gol ayağı olacak. 


Royston Drenthe Geleydi İyiydi


Son bir haftada gündeme gelen bir transfer haberiydi, Beşiktaş'ın Drenthe ile ilgilendiği. Hatta Drenthe ile 4 yıllık anlaşma da sağlanmıştı ve Hollandalı gelmek için haber bekliyordu. Ta ki Galatasaray maçında Mustafa Pektemek sakatlanıncaya kadar. Bu gelişmenin üzerine Samet Aybaba Drenthe'yi veto ederek, forvet transferini listenin başına koydu. Forvet transferi listenin başında kalsaydı da, Drenthe de geleydi iyiydi.

Beşiktaş'ın sol tarafında bir sıkıntı var şu anki yapıda. Bekte Uğur Boral'ın ne ölçüde katkı vereceği soru işareti iken, ileride Olcay Şahan'ın, ben belli bir ölçüde katkı vereceğine inanıyorum, ne derece yeterli olduğu tartışılır durumda. Hal böyleyken hem geride hem de kanatta değerlendirilebilecek değerli bir katkı olacaktı Drenthe. Teknik kapasitesi çok parlak olmasa da fiziksel olarak üst düzey bir adam. Beşiktaş'ın mücadeleci kimliği için de bana göre biçilmiş kaftan. Sürati ve çabukluğuyla sol kanatta takımı ciddi ölçüde rahatlatabilirdi. Öte yandan Olcay için de itici bir unsur olacaktı. Her şey bir yanda yıllardır tanıdığımız Drenthe hala 25 yaşında. Yani uzun yıllar Beşiktaş'a hizmet verebilir, kariyerinde tekrardan vites yükseltebilir ve ciddi bir kar edilerek satılabilirdi de.

Kısacası Beşiktaş takımı ileriye götürebilecek bir oyuncuyla anlaşmasına rağmen kadroya katmadı. Drenthe gelseydi eminim taraftarın da sevgilisi olurdu. Yıllık ücretinin de çok tuzlu olmadığını göz önünde bulundurursak, bence ikinci bir emre kadar yazık oldu..