13 Haziran 2012 Çarşamba

Polonyanın Sağ Tarafı

                      Takip edenler bilir EURO 2012 başladı. Hatta gruplardaki ikinci maçlara dün itibariyle başlandı. Dün oynanan maçlarda Çek Cumhuriyeti, Yunanistan'ı 2-1 yenerek, gruptaki ilk galibyetini aldı. Grubun diğer karşılaşmasında ise, turnuvanın ev sahiplerinden birisi olan Polonya, Rusya ile 1-1 berabere kaldı.
                       Bu gruptaki dört takımda turnuvanın favorisi değiller belki ama özellikle Polonya, oynadığı futbolla göz doldurdu benim için. Değinmek istediğim konu Polonya takımının sağ kanadıyla ilgili. Polonya'nın sağ beki Lukasz Piszczek, aynı zamanda Bundesliga'da son iki ylın şampiyonu Borussia Dortmund'un sağ beki. Son iki sezonda yaptığı işlerle kendini futbol dünyasında tanınır hale getirdi ve büyük kulüplerinde dikkatini çekmeye başladı Lukasz. ( Mourinho'nun, onu Real Madrid'e transfer etmek istediği konuşuluyor ) Polonya'nın " sağ tarafı " nın diğer elemanı, yine Dortmund'un oyuncusu; Jakub " Kuba " Blaszczykowski. Kuba özellikle bu sene gösterdiği performansla adından sıkça söz ettirmeye başladı. Bu iki isim, özellikle son iki senedir Dortmund'da, aynı kanatta gösterdikleri uyum ve performansı, Milli takıma da taşımayı başarmışlar anlaşılan. Dün, Rusya ile oynadıkları maçı seyrettim ve gerçekten gösterdikleri performans takdire şayan. Birbirlerinin açıklarını çok iyi kapatıyorlar. Ayrıca hücumda yaptıkları pas organizasyonları ve rakip savunma üzerinde kurdukları baskı inanılmaz. Zaten dün akşam, Polonya'nın attığı gol de, Piszczek-Kuba işbirliği ile geldi. 
          
                        Turnuvada favori olmayan bu dört takımın olduğu gruptan çıkma şansı en fazla olan takım Rusya şu anda. Polonya'ya ise son maçta alacakları 1 puan yetebilir. Açıkçası bende Polonya'nın gruptan çıkmasını istiyorum. Çünkü bahsettiğim bu iki ismin başlattığı hücum organizasyonlarının, bir diğer müthiş potansiyel ve ayrıca bir yazı konusu olacak isim Robert Lewandowski ile birleşmesi sonucu ortaya çıkan pozitif futbolu izlemek büyük keyif. Hala izlemediyseniz, tavsiyem Polonya'nın gruptaki son maçı olan Çek Cumhuriyeti karşılaşmasını kaçırmamanız. 

11 Haziran 2012 Pazartesi

Altınsay'dan şok istifa !


Beşiktaş’ta yeni yönetimle beraber, tam futboldan anlayan insanlar görev almaya başladı dediğimiz anda, şok bir istifa haberi ortalığı sarstı. Beşiktaş’ın kadro revizyonunda, yeni transferlerinde kendisinden çok şey beklenen, yapılanmanın ana mimarı olması beklenen İbrahim Altınsay istifa etti !

Oğuzhan Özyakup’un Arsenal’den transferinde önemli rol sahibi olduğu bilinen Altınsay’ın, neden istifa ettiğine dair henüz bir açıklama yapılmadı, bu konuda bizler de net bir bilgiye henüz sahip değiliz. Ancak aldığımız duyumlara göre, bu hafta içerisinde yeni teknik direktörünü açıklaması beklenen Beşiktaş yönetiminin, Altınsay’ın görüştüğü hocalar (Van Gaal) ile değil, onay vermediği bir isimle anlaşmış olabileceği. Yönetimin anlaştığına dair haberler gelen isim ise Sven-Goran Eriksson.

Tam olarak sebebini bilemesek de, Beşiktaş’ta yaşanan bu ayrılık, İbrahim Altınsay’a ve onun oluşturacağı Beşiktaş yapılanmasına güvenen taraftarları büyük hayal kırıklığına uğratmış durumda. Böyle vizyon sahibi bir insanı kaybetmek, bakalım Beşiktaş’ın geleceğini nasıl etkileyecek ?

9 Haziran 2012 Cumartesi

Eski Bir Viking Tekerlemesi: Portakalı Soydum..



Turnuvanın ilk sürprizini görmek için, fazla beklememiz gerekmedi. Ölüm grubunun zayıf halkası olarak görülen Danimarka, Euro2012'nin üç favorisinden biri olan Hollanda'yı 1-0 yendi. Beni üzen bir sonuç oldu ama ikinci yarının ortalarından itibaren tek düşündüğüm, "müstahak size". Danimarka'nın disiplinli ve soğukkanlı oyunu, Portakalların kopuk oyunundan üç puanı kopardı. Favorilerden gösterilen Hollanda'nın gruptan çıkma şansı bile riske girdi desek, yanlış olmaz sanırım.

Bert van Marwijk'in oyun sistemini şimdi başlasam, sabaha kadar eleştirebilirim. Danimarka gibi kapanan ve topun hakimiyetini size veren bir takıma karşı, De Jong - Van Bommel orta sahasıyla çıkmanın hiç bir teknik açıklaması yok. Huntelaar ve Van Persie'yi birlikte kullanmak için daha uygun bir maç olamazdı, ki bu yanlış kararın zararı da büyük oldu. Maç boyunca Hollanda orta sahasının hücuma hemen hemen hiç destek vermediğini gördük. Bu anti-kolektif oyun nedeniyle, hücum hattı genel olarak yalnız kaldı ve efektif olamadı. Bireysel çabalar olsa da gerek bitiricilikteki beceriksizlik, gerekse Danimarka'nın iyi kapanması bu çabaların sonuca dönüşmesini engelledi.

Hollanda'nın parlayan yıldızlarının da bugün döküldüğünü gördük. Robin Van Persie neredeyse hiç bir topu ilk anda kontrol edemedi, üretkenlikten ve bitiricilikten uzaktı. Aynı şekilde Sneijder de ilk yarıda dökülüyordu ama ikinci yarı silkinip kendisine gelmeyi bildi. O'nun biraz daha sorumluluk alıp, ritme girmesiyle Hollanda da daha etkili top oynamaya başladı. Hele ki, Huntelaar'a yolladığı uzun mesafe pası, efsanenin de ötesindeydi. Sneijder ikinci yarıda eyvallah da önünde oynayan delikanlıların bugün gol atmaya niyeti yoktu. Şüphesiz ki, diğer bir hayal kırıklığı Arjen Robben. Her topu aldığında aynı şeyi deneyen ve sonuca ulaşamayan bir Robben var sahada. Bir şeyler üretmek istiyor ama bu sezon genel olarak üzerinden atamadığı bedbahtlık peşini bırakmıyor. Açıkçası bugün kendisini şiddetle Quaresma'ya benzettim. Yapma Robben, etme Robben..

Danimarka 1967 yılından beri ilk kez Hollanda'yı mağlup etmiş. Bir başka veri: Danimarka, Avrupa Şampiyonaları boyunca ilk kez galibiyet ile başlamış. Yolları nereye kadar uzar kestirmek zor. Portekiz'e de direnip, 4 puanı toplayarak üst tura koşabilirler.

Son Aslan: Dany Nounkeu!




Galatasaray'dan medyaya sağlam bir ters köşe geldi. Herkes Chivu ve Altıntop gibi isimlerin üzerinde yoğunlaşmışken, topu sağa çekip medyanın uzanamayacağı köşeden golü attı Galatasaray: Dany Nounkeu. Rigobert Song kendini sevdirmeyi başarmıştı, bakalım vatandaşı Dany'nin akıbeti nasıl olacak.


Galatasaray Kulübü'nden borsaya yapılan açıklamada, "Gaziantepspor Kulübü Derneği oyuncularından Dany Achille Nouenko Tchounkeu ile 2012-2013 sezonundan başlamak üzere 4 futbol sezonu için anlaşmaya varılmıştır. Buna göre oyuncunun kulübü Gaziantepspor Kulübü Derneği'ne 3.300.000 euro tutarında transfer ücreti ödenecektir. Oyuncuya ise 2012-2013 ve 2013-2014 sezonlarının her biri için 1.000.000 euro, 2014-2015 ve 2015-2016 sezonlarının her biri için 1.200.000 euro sabit transfer ücreti ve her sezon için 10.000 euro maç başı ücreti ödenecektir" denildi.


Benim bakış açıma göre tam anlamıyla "fena değil" bir transfer. Bu sezon savunma bölgesine yapılacak olan transfer aslında medyada goygoylandığı kadar kolay değildi. Neden? Çünkü şampiyonlukta önemli bir pay sahibi olan Semih Kaya'nın ilk 11'den kesilmemesi gerekiyordu. Semih'in bu sezon tekrardan yedeğe çekilmesi, Galatasaray'da oynayan istisnasız her gencin umutlarını yerle bir ederdi Yani hem rotasyona iyi bir oyuncu almak, hem de büyük maliyetlere girmemek şarttı. Dany bu açıdan iyi bir transfer. Dany'de ilk dikkat çeken özellik, şüphesiz öz güveninin yüksek oluşu. Dört büyüklere karşı oynadığı maçlarda baskı altındayken, soğunkanlı bir şekilde bileklerine hakimiyetinin yüksekliğiyle, topu verimli kullandığını gördük. Bunun yanında, ilk 11 başlamasa sorun yapmaz, senelik alacağı miktar bütçeyi yormaz ve oyuna girdiği zaman, yerine girdiği oyuncuyu aratmaz. İşte Chivu tarzı bir transfer bu parametrelerin bir çoğuna uymayacaktı. Hem ilk 11 ister yoksa problem yapar, hem de 32 yaşındaki oyuncuya 3m euro demek çok büyük maliyet demek. Son olarak da, topu oyuna iyi sokan bir savunma oyuncusu olarak Dany, Galatasaray'ın savunmayı önde kurmak isteyen anlayışına uyar. Oyun sistemi olarak, hiç uyum sorunu yaşanacağını sanmıyorum.

Bir de öteki taraftan bakalım. Dany ne katmaz? Çok açık ve net ki: Dany, Galatasaray savunmasına sınıf atlatmaz. Özellikle playoffta kalesinde gol görmeden, maç bitirmemeye başlayan Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde sınıf atlaması gerektiği aşikar. Dany bunu sağlayacak bir oyuncu, en azından şimdilik, değil. Yıllık ücreti uygun da olsa, bonservis miktarı belki biraz daha düşük olabilirdi diye düşünüyorum. Ne kadar olabilirdi? 2.5m euro civarında olabilirdi, ancak Gaziantepspor, 3.3m eurodan aşağıya inmediyse, o aradaki miktarın çok büyük sorun teşkil etmeyeceğini de kabul ediyorum. 

Yani, Dany iyi transfer, eyvallah. Şampiyonlar Ligi'nde ne denli başarılı olur, orası meçhul ama transfer bazında değerlendirirsek fena iş değil. Yaşını başını almış, sönmüş yıldızlara gereksiz milyonların verilmemesi umut verici. Yalnız transfer döneminin başından beri dediğim gibi, bence Galatasaray için en uygun transfer Sivok olurdu. Hem de bonservisi elinde, hazır kıta bir Sivok.