9 Ağustos 2012 Perşembe

Fener turu geçti, ancak...



Şampiyonlar Ligi (ŞL) ön elemesinde Kadıköy’de Vaslui ile 1-1 berabere kalıp tur umutlarını rövanş maçına saklayan temsilcimiz Fenerbahçe, deplasmanda rakibini 4-1 gibi net bir skorla geçerek adını ŞL play-off raunduna yazdırmış oldu.

Geçmiş yazılarımızda da, Fenerbahçe’yi konuştuğumuz TV programımızda da belirtmiştik : Fenerbahçe’nin kalite olarak Vaslui’den 2-3 gömlek üstün olduğunu, deplasmanda 3-4 gol atıp turu geçebileceğini. Aynen öyle de oldu. Evet Vaslui fizik güç olarak çok daha sağlam, Fenerbahçe’ye oranla pas trafiğini çok daha seri yapabilen, orta sahada ilerde basarak rakibinin hücuma dengesiz çıkmasını sağlayan bir ekip de olsa, Fenerbahçe ile aralarında kıyaslanamayacak bir kalite uçurumu mevcut. Sarı-Lacivertliler, çok da iyi oynamadan, kalitesiyle bir üst tura adını yazdırdı, ancak…

Ancak, bu skor kimseyi yanıltmamalı. Fenerbahçe’nin 1-0 öne geçtiği 12. dakikadan, skorun 1-1 olduğu ve rakibin penaltı kaçırdığı 54. dakikaya kadar olan periyotta, inanılmaz zorlandı temsilcimiz. Hani o penaltıyı kurtarmamış olsa Volkan, skor 2-1’e gelseydi, neler olurdu düşünmek bile istemiyorum açıkçası. Kaçan penaltı sayesinde Vaslui’nin ciddi anlamda düşen moral-motivasyonu ve maçın kaderinin bir anda Fenerbahçe leyhine değişmesi…

Dünkü maçta da gördük, hep söyledik, söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz. Fenerbahçe’de, Emre Belözoğlu’nun ayrılmasıyla, defanstan top alacak, oyun kuracak, aynı zamanda mücadeleci, kısacası “deep lying playmaker” dediğimiz Manuel Fernandes tipinde bir transfer ŞART. Kanaatimce, tüm bu Krasic, Yobo gibi transfer hamlelerinden önce, o bölgeye bir transfer yapılmalıydı da neyse, şimdi yapılsın, zararın neresinden dönülse kar olsun diyelim. Ola ki o bölgeye bir transfer yapmadı Fenerbahçe yönetimi, gerçekten çok büyük hata etmiş olurlar, bunu da belirtmeden geçmeyeyim.

Maçın kahramanları bölümünde ise herkesin sayabileceği üzere 3 oyuncu ön plana çıkmakta. Yaptığı kurtarışlar ve penaltıyı çıkarmasıyla turu Fenerbahçe’ye getiren Volkan, çok hazır bir görüntü çizmesi ve yaptığı 2 asistle Gökhan Gönül ve zaten söyleyecek çok bir şey bulunmayan Dirk Kuyt. Holladalı’nın ilk geldiği günden beri düşüncem değişmedi, kendisi bence Fenerbahçe’nin bu yıl en iyi transferi. Sahanın her yerinde, mücadele ediyor, koşuyor, gol atıyor, arkadaşlarına pozisyonlar yaratıyor… Bu yıl çok iş yapacak efendim kendileri.

Özetle, turu zor da olsa kopardı aldı Sarı Lacivertliler. Şampiyonlar Ligi play-off raundundaki (neee biri Play-off mu dedi !?!) rakibi ise cuma günü belli olacak temsilcimizin. Haydi güzel bir kura gelsin !

Galatasaray'a Çizme Havası Yaradı


Pazar günü oynanılacak olan Fenerbahçe derbisine, hazırlık maiyeti taşıyan Fiorentina maçında gülen taraf 1-0'lık sonuç ile Sarı-Kırmızılılar oldu. Artık Galatasaray adına biraz daha güçlü sinyaller almaya başlıyoruz. "Nerede eksikleri var?", "neleri iyi yapıyor?" sorularının cevapları her oynanılan maçta biraz daha berraklaşıyor.

Öncelikle Galatasaray'ın savunma hattı iyiye gidiyor. Semih belli ki yaz dönemini çok iyi geçirmiş. Fiziksel olarak geçtiğimiz sezona kıyasla çok daha sağlam ve güçlü duruyor. Özgüveni de üst düzey ve bu sezon da iyi işler yapacak gibi gözüküyor. Fiorentina karşısında Dany'i de daha iyi gördüm. Önceki maçlarda oyuna girdiğinde partnerleriyle anlaşmakta sıkıntı çeken Kamerunlu bu maçta daha hazır bir görüntü çizdi. Topu oyuna sokma çabası iki ucu keskin bir bıçak. Verimli kullanılırsa takıma önemli bir avantaj katar ama fazlaya kaçmamak ve ayarını tutturmak gerek. Savunma hattından bahsediyorken, Muslera'nın adını anmamak olmaz. Galatasaray'ın en büyük şansı bence Muslera. Kendisine top gelse de gelmese sürekli oyunun içinde ve müthiş ön sezgileri var. Şampiyonlar Ligi arenasında boy gösterince piyasasını katlarsa, Galatasaray onu elinde tutmakta zorluk yaşayabilir.

Gelelim esas noktaya. Galatasaray'ın topa hakim olmakla ilgili bir problemi yok. İşin güzel tarafı Fatih Terim çok kritik bir meziyeti öğrencilerine yerleştirmeye çalışıyor. Hata veya top kaybı geldiği anda 2-3 kişilik ani sıkıştırma ile topu geri kazanma. Bu orta sahadaki alan daraltma ile top kazanma Barça'nın sisteminin de kilit parçalarından biridir. Ancak Galatasaray hakim olduğu topu üretken bir şekilde kullanmakta sıkıntı yaşıyor. Maçın çoğunu Galatasaray kontrol etse de girdiği pozisyon sayısı bir elin parmakları kadar. Bu anlamda Melo'nun gelişi önemli. Neden? Çünkü Melo'nun orta sahadaki varlığı Selçuk'u daha önde kullanma olanağı sağlıyor. Ayrıca bu maçta Emre Çolak'ı da beğendiğimi söylemeliyim. Sürekli oyunun içindeydi ve topu olabildiğince doğru yönetmeye çalıştı. İki sene önceki saha içinde kaçak güreşen Emre'yi düşünüyorum, dün izlediğim Emre'ye bakıyorum arada ciddi fark var.

Maça Elmander - Necati ikilisiyle başladı Terim. Burak'ın Fenerbahçe karşısında cezası olacağı için onsuz forvet hattını test etmek için güzel bir fırsattı. Fakat Necati beklenen düzeyde değildi. Öte yandan girdikten sonra Umut'un yaptığı hücum pres çok iyiydi. Haftasonu forvet hattında Elmander - Umut ikilisinin daha iyi performans vereceğini düşünüyorum. Kağıt üzerinde bakılınca belki birbirini çok iyi tamamlayan oyuncular değiller ama savunmadan ileriye top taşımakta sıkıntı yaşayacak olan Fenerbahçe savunmasının Elmander ve Umut'un sergileyeceği benzersiz hücum pres karşısında bocalayacağını düşünüyorum.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Müzmin Sakat Televizyonda.. Konu: Fenerbahçe


Müzmin Sakat ekibi, Cizirti TV'de ikinci bölümü ile karşınızda. Konumuz; Fenerbahçe. Vaslui maçını ve transferleri analiz ettik, bunların üstüne muhabbetlerimizi yaptık. Takiplerinizi yorumlarınız bekliyoruz efenim.

http://www.cizirti.tv/2012/08/muzmin-sakat-2-fenerbahce-gundemi-ve-transferleri/


7 Ağustos 2012 Salı

Usain Bolt - ManU ? Nasıl yani ?!



Hayır efendim, Usain Bolt, Manchester Utd’ın atletizm şubesine (varsa öyle birşey) transfer olmuyor. Tam da aklınıza gelen ilk seçenekte olduğu gibi, ManU “futbol” takımı ile Usain Bolt flörtü geçtiğimiz günlerde başladı.

100 metrede olimpiyat rekoru ile altın madalyaya uzanan, uçan Jamaikalı, futbolu çok sevdiğini, sağlam bir ManU taraftarı olduğunu, kendini futbolda denemek istediğini belirtti. Bunu dalgasına söylemediğini, gayet ciddi olduğunu, Ferguson’dan gelecek ilk telefonda anında Manchester’a gideceğini de ekledi bu çılgın atletimiz.

Böyle bir şeyin gerçekleşme ihtimali çok az bile olsa da, diyelim ki Bolt futbola başladı, bu durumda ne olurdu ? Şüphesiz ki, dünyanın en hızlı futbolcusu olurdu! Düşünsenize, kendi kalesinden topu alıyor oyuncunuz ve rakip kaleye 10 saniyede gidiyor. Ama unutmamak lazım ki futbol sadece koşmaktan ibaret olsaydı, İbrahim Üzülmez ve Sabri Sarıoğlu gibi isimler şu anda çok daha farklı konumda olurlardı. Hayatı boyunca patlayıcı kas kuvveti üzerine antrenman yapmış ve kendini o yönde geliştirmiş bir atlet, 90 dakika nasıl bir performans verirdi ve top tekniği nasıl olurdu, bilemiyoruz doğrusu.

Tabi ki varsayımlar üzerine konuştuk, düşünmesi bile komik geliyor insana ! Ama bu medyatik Jamaikalı, yalnızca başarılarıyla değil, bu tip enteresan çıkışlarıyla da gündemde kalmaya devam edecek anlaşılan.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Aslan Avrupa Sahnesine Hazırlanıyor



Galatasaray ilk ciddi hazırlık karşılaşmasında İzmir'de Lazio'yu ağırladı. As kadroya yakın bir takımla sahaya çıkan Galatasaray, İtalyan dördüncüsü Lazio'yu 1-0 mağlup etti. Maçın tek golü Selçuk İnan'ın Pirlo asistini filelere gönderen Elmander'den geldi.

Galatasaray'ı ilk kez ideal kadrosuna yakın (Amrabat + bir ortasaha eksik) bir şekilde sahada görme şansı bulduk. Geçen sene başarılı olunan 4-4-2 dizilişini bozmayan Fatih Terim, göbekte Selçuk'un partneri olarak Engin'i kullanırken, sağ açığı Hamit'e emanet etti. Hamit henüz fiziksel olarak hazır olmamasının yan etkilerini hissediyor. Yanında oynayan oyunculara da henüz alışamadığı da çok aşikar. Hamit'in bu başlangıcı biraz Eboue'yi andırıyor. Onun da takıma uyum sağlaması biraz vakit almıştı ama oturduktan sonra çok faydalı oldu. Versatil kimlikleri de benzeşen bu iki sağ taraf oyuncusunun uyumu her geçen maç giderek artacaktır.

Bu maç bir şeyi daha net bir şekilde gösterdi. Galatasaray'ın bir forvete daha hiç ama hiç ihtiyacı yok. Burak - Elmander ideal ikili.. Çilek sevdası peşinde koşup bir forvet daha getirmenin gereksiz maliyet dışında hiç bir manası yok. Keza Elmander'in Galatasaray'ın sisteminde oynadığı rol son derece hayati. Hemen ensesinde olan Umut formayı zorlayacak da olsa ilk tercih kesinlikle Elmander. Burak da sürekli pozisyon arayan ve rakibi zorlayan yapısı ile İsveçliye güzel uyum sağlıyor. Bu ikilinin yaptıkları yalancı koşular birbirlerine kanallar yaratarak ekstra gol pozisyonu imkanı yaratıyor.

Bu tarz hazırlık maçları bence son derece önemli. Hatta Galatasaray bu tarz maçlara başlamak için biraz geç bile kaldı. Belli kalitenin üzerindeki rakiplerle karşılaşmak ve bu mücadelelere alışmak, takımın seviyesini de otomatik olarak yukarılara çekiyor. Bakalım Galatasaray'ın önümüzdeki maçlarda performansı nasıl olacak..