6 Ocak 2012 Cuma
Bundegliga’nın ünlü yunan golcüsü Süper Lig’de!
Çok şaşırdığım bir transfer bugün resmiyete kavuştu. Samsunspor Bundesliga’da yıllardır başarıyla forma giyen ve Yunan Milli Takımının da oyuncusu olan Theofanis Gekas ile sözleşme imzaladı. Karadeniz ekibini bu transferinden dolayı kutluyorum. Gerçekten oldukça önemli bir golcüyü kadrolarına katmış oldular. Keza ihtiyaçları da vardı. Gekas ile 2.5 yıllık sözleşme imzalayacak olan Samsunspor, bonservis bedeli olarak da Eintracht Frankfurt’a 500 bin Euro ödeyecekmiş.
Geçen sezon Bundesliga 1’den Bundesliga 2’ye düşen Eintracht Frankfurt’un en önemli forvet oyuncusuydu Gekas. “Ulan amma övdün” diyen varsa şöyle bir şey söyleyeyim; Cenk Tosun ve Halil Altıntop Frankfurt’ta oynadıkları dönemde Gekas’ın arkasında kalmış isimler. Cenk neredeyse hiç forma şansı bulamazken, Halil 34 maç oynadığı 2011 sezonunda gol atmadı! Gekas’ın 2011 performansı ise 34 maç 16 gol. Küme düşmüş bir takım için bence hiç ama hiç fena sayılmaz.
Samsunspor’un ligde 15. olduğunu ve önündeki takımların kadro olarak kendilerinden daha güçlü ve daha potansiyelli olduklarını göz önüne alacak olursak, bu ligde tutunmak istiyorlarsa transfer yapmak zorundalar. Tisdell, Murat Ceylan ve Serdar Özkan gibi takviyeler yapıyorlar ama açık ara en büyük eklemeleri Gekas oldu. Murat Ceylan dışında diğer oyuncuların verecekleri katkıyla ilgili de ciddi şüphelerim var. Şöyle bir şey ekleyeyim; bu ligde tutunmak şu an Samsunspor’un yapacağı transferlere harcayacağı paradan çok daha önemli. Çünkü artık bu Süper Lig’de sırf ayak bastı parası diyebileceğimiz yayın gelirleri bile çok büyük. 1-2 kaliteli oyuncu daha takıma katılmaz ise ligde tutunulması bana zor gözüküyor. Kısacası biraz daha pamuk eller cebe diyelim.
4 Ocak 2012 Çarşamba
İddaa'cılara NBA kuponu! (bir daha da tövbe.)
Evet arkadaşlar, bugüne kadar hiç bahis yorumlarına ve maç tahminlerine girmemiştik. Ancak bugünlük bir istisna yapmak istiyorum. Çünkü gözüme iki tane maç çarptı ki, oynamasam içimde kalır. Yalnız bu sezon Nba bahislerine iyi başlamadığımı altını çizerek belirtmek istiyorum. Geçen sezon iyiydik ama sağolsun nba'deki lokavt takımları ve dolayısıyla biz bahisseverleri oldukça şaşırtabiliyor. Tahminimi yazması benden, kafanıza yatarsa takılın işte siz bilirsiniz.
Boston Celtics - New Jersey Nets (h 6.5/12.5)
Yaşlı Kurt'larımız Boston Celtics TD Garden'da ligin bana göre en kötü kadrosuna sahip olan New Jersey Nets'i ağırlıyor. Boston Celtics şimdiye kadar 3g-3m yaparken Nets 1g-5m'te kaldı. Boston adına Rondo ve Allen'ın sezona müthiş başladığını söyleyebiliriz. Pierce ve Garnett ile beraber ne kadar yaşlanmış bir kadro da olsalar hiç bir zaman yabana atılamazlar. New Jersey Nets ise 1 tane büyük yıldız Deron Williams'ın yanında Avrupa'da olsalar orta seviye takımlarda anca oynayabilecek oyunculardan kurulu bir ekip. Şimdi de esas haberi vereyim; InsideHoops'un haberine göre Deron Williams bu akşam oynamayacak. Böyle bir durumda 6.5/12.5'luk handikap benim adıma şaka gibi duruyor. Hatta belki fazla oynanmaktan handikapı değiştirebilirler diye, görür görmez kendi kuponumu yaptım. Tahminim IY1/MS1..
New York Knicks - Charlotte Bobcats (h 6.5/12.5)
Gecenin benim adıma en önemli diğer maçı da Madison Square Garden'da oynanılacak. Ligin bir diğer kötü takımlarından biri olan Bobcats, Knicks'e konuk oluyor. Evinde Knicks seyircisinin etkisiyle daha iştahlı oynuyor. New York şuanda 2g-3m'ken Bobcats de New Jersey gibi 1g-4m'de. New York'un en önemli eksiği oyun kurmakta zorlanmalarıydı. Son iki maçtır Amare'nin oynamaması da skor opsiyonlarını çok kısıtladığını söyleyebiliriz. Son maçta 4 numarada Toronto'ya karşı 33 dakika oynayan J.Harrellson'ın sadece 2 sayı attığını ekleyeyim. Amare Stoudemire bu akşam kendi evinde Bobcats karşısında parkeye dönüyor. 2 gece önce Miami deplasmanında 40 sayı fark yiyen, dün gece Cleveland deplasmanında 14 sayı fark yiyen Bobcats'in yine deplasmanda Amare'li New York'a da kafa tutabileceklerini sanmıyorum. Bu maç için de tercihim IY1/MS1..
Benim bu geceki kuponum bu. Nedenleriyle beraber bakınca gayet mantıklı ve güzel gözüküyor. İki maç = 5 oran. Mesuliyet kabul etmem ama bence güzel gözüküyor.
Dağılın beyler Bynum gelmiş!
Üst düzey bir size'ı var fena olmayan bir savunmacı, boyuna göre gayet iyi elleri var, alçak post ofansında oldukça başarılı ve iyi bir reboundçu. "Kim lan bu?" sorusunun cevabı Andrew Bynum. Yetenekleri ve yapabileceklerini zaten onu takip eden, izleyen herkes yeterince iyi biliyor. Ancak yıllardır yaşadığı sakatlıklar sonucunda bir türlü beklenilen seviyeye çıkamamıştı. Bu sezona ise ilk 4 maçı kaçırdıktan sonra fantastik bir başlangıç yapıyor desek az bile olabilir.
Sezon öncesi maçlarında nasıl bir performans giriş yapacağının sinyallerini vermişti 24 yaşındaki oyuncu ama; 22.7 sayı 17 rebound ve 2 blok ortalıyor. Ki saha içi isabet yüzdesi de %62. İki Denver Nuggets maçında ve bir Houston Rockets maçında pota altını tam anlamıyla domine etmiş. Houston maçında kariyerinin ilk 20/20'sini 21 sayı/22 rebound ile yapmış. Yani şuan için Andrew Bynum = Canavar.
Bynum'un bu performansının altında sezon öncesi çıkan dedikodular olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir geriye dönersek 3 hafta önceki Lakers'ın bir Dwight'a bir Chris Paul'e nasıl saldırdığını hatırlayabiliriz. Bu saldırmalarda takas malzemesi olarak düşünülen isimlerden biri de bu canavardı işte. Bu "underrated"'lıktan negatif etkilenmemiş Bynum. Aksine damarına basılmış pitbull gibi hırs yapmış arkadaş. Hayırlı olmuş öyleyse..
Sezona kötü başlamış olan Lakers için Bynum'un bu sene neler ifade edeceğini daha şimdiden anlayabiliyoruz. Keza Odom gibi çok önemli bir silahını kaybeden Lakers'ın Bynum'a çok ama çok ihtiyacı var. Kobe'nin de bu sezona muhteşem başladığını düşünecek olursak, bu iki yıldızın iyi olduğu maçlarda Lakers'ın mağlup olması biraz zor görünüyor. Ancak esas soru ve esas büyük sıkıntı yine bu iki yıldızın sağlık durumlarıyla alakalı. Sonuçta 2007'den beri her sezon 15 maçtan fazla maç kaçırmayı adet edinmiş bir Bynum ve artık durumuna üzülmeye başladığım bir Kobe var. Kobe'nin parmakları, dizi, bilekleri.. neresine baksanız bir sakatlık görebilirsiniz. Muazzam başladılar ama bu sıkışık tempoda ne kadar dayanabilecekleri Lakers'ın kaderini belirleyen başlıca etken olacak.
3 Ocak 2012 Salı
Arena'da Çolak'ın gecesi!
Ligde ikinci devredeki ilk maçına çıkan Galatasaray evinde İstanbul Büyükşehir Belediye’yi 4-1 mağlup ederek üst üste 7. maçını kazandı. Kaçan pozisyonları da düşünecek olursak daha da farklı olabilirdi. Goller: Emre Çolak (2), Baros, Selçuk İnan ve Visca’dan geldi. Daha 7. Dakikada öne geçtikten kısa bir süre sonra maça tekrar beraberliğin gelmesiyle, ibre Galatasaray’dan İBB’ye kaysa da; maçın Fatih Terim ve öğrencileri için kolaylaştıran olay Webo’nun atılması oldu. Eğer ki maç on bire on bir devam etseydi kesinlikle ikinci yarı daha zor geçerdi.
Kırmızı kart pozisyonundan başlayayım. Kasıt olmayan her kırmızı kart benim hoşuma gitmiyor. Örneğin Elmander’in birkaç maç önce gördüğü kırmızı kart, örneğin bugün Pierre Webo’nun gördüğü kırmızı kart. Ancak istemeden de olsa ciddi şekilde Semih’in ayağına basıyor, Webo. Maç sırasında izlerken bana ağır bir karar gibi gelmişti hatta Halis Özkahya’nın Doka’yı atamadığı için etki altında kaldığını düşünmüştüm. Ancak maç sonrası bir fotoğraf gördüm ki, kesinlikle haklı bir kartmış. Keza pozisyon olduğunda Semih’in hali de aslında hareketin sertliği hakkında ipucu verebilirdi. Buyrun fotoğrafa bakın ve kararınızı siz verin. Bence kart çift taraf için de şanssız ama doğru.
Maçın yıldızı; Emre Çolak. Yıllardır bildiğimiz tanıdığımız Emre’nin ilk golünün şok etmediği biri yoktur sanıyorum. Demek ki, Emre şutlarıyla ilgili özel çalışmalar yapıyor. Çünkü topu alır almaz kendisini şut pozisyonuna göre ayarlaması bu konuyla ilgili özgüveninin yükseldiğinin göstergesidir. Hele ikinci golü de uzaktan atınca genç oyuncu eminim ki Hoca’sı başta herkesi çok umutlandırmıştır. Yalnız bence çok önemli olan bir diğer husus da, bu iki golü attıktan sonra gençliğin gazıyla her ayağına geleni kaleye yollamaması ve doğru oynamaya devam etmesi. Maç boyunca yine yaşının verdiği enerjiyle sürekli presini sürdürmesi çok değerli. Tebrikler Emre. Grafiğin daha da yükselerek sürsün.
Kazım, Baros ve Selçuk özel olarak değinmek istediğim diğer isimler. Selçuk ile başlayayım. Melo’nun yokluğunda daha normalden daha geride oynaması nedeniyle diğer maçlar kadar ismini cismini görmedik. Ancak çektiği frikik ve attığı gol ile yine kalitesini gösterdi. Hele ki attığı gol tam anlamıyla kaliteli adam işi. Topu önüne alışı, gelen rakibi görüp fiziğini kullanması ve açıyı ayarlayarak çıkarttığı muazzam plase büyük bir beceri. Baros’un gol atmasına ise özel olarak sevindim çünkü bugün çok çalıştı. Keza her maçta Baros’un ortasahaya bu kadar yardım ettiğini göremezsiniz. Son olarak da Kazım. Yahu bir insan gol yollarında bu kadar beceriksiz olamaz. Tribüne oynamak için de bu kadar efor sarfetmez. Sanıyorum beni Galatasaray maçı izlerken en uyuz eden adamların başında geliyor. Yapacak bir şey yok. Zaten boşu boşuna Gökhan Töre ve Amrabat gibi isimlerle ilgilenilmiyor. Ancak ben bir Mertan var oralarda diyorum..
İlk maçlar hep sıkıntılı maçlardır. Ancak şampiyonluk yolundaysanız sıkıntılı maçları da almanız gerekir. Galatasaray bunu başararak ikinci yarıya başladı. Ne olur, ne biter bilinmez. Ancak sarı-kırmızılılar iyi yolda. Farklı galibiyete rağmen dakika 85’te hala hırsla gol aranması da bu durumun bir göstergesi diyebiliriz. Son yıllara kıyasla çok farklı bir kimlik edinildiği kesin.
2 Ocak 2012 Pazartesi
Son Laz Olcan Adın
Gerçekleşti, yok takasta sıkıntı çıktı derken Trabzonspor ile Olcan Adın’ın yolları birleşti ve ben de bu birliktelik ile ilgili bir şeyler karalamak istedim. Öncelikle teknik olarak Trabzonspor’un ihtiyaç duyduğu bir hamleydi diyebiliriz. Halil Altıntop’un sezon başından beri hemen her maç sol açık oynadığı bir takım için sol açık transferinin mantıklı olacağı aşikar. O bölgede oynatılabilecek Adrian, Volkan Şen (ters), Sapara, Henrique gibi oyuncular olsa da bunların hiç biri net bir sol açık değil. Keza böyle bir durumda Halil Altıntop’un yaşadığı zorlukları bu sezon çok net bir şekilde gördük. Sol çizgide olmasına rağmen sürekli topu sağına çekerek hamlesini yapmaya çalışması efektifliğini önemli ölçüde etkiledi. Çünkü o tarz kanat akını pozisyonlarında yaşayacağınız 1 saniyelik gecikme karşınızdaki savunma oyuncusunun pozisyon almasını çok kolaylaştırır.
Olcan Adın’ın mevcut olan çok sıcak yerli piyasasında transfer etmek için uygun bir hedef olduğunu düşündüğümü Galatasaray ile ilgili olan yazımda belirtmiştim. Maliyetin 3.25m + Sezer Badur olduğu söyleniyordu. 3.25 milyon euronun gayet tabi yüksek bir mebla olduğunu kabul ediyorum. Ancak ihtiyaç duyulan bir YERLİ oyuncuya verilince makul olarak değerlendiriyorum. Şenol Güneş’in bu sezon sıklıkla denediği sistem 4-2-3-1 diyebiliriz sanırım. Ki bence kesssinlikle çift forvet oynaması gerekiyor o ayrı. Şenol Hoca’nın da Olcan’ı aldıktan sonra çift forveti hemen deneyeceğini düşünüyorum. Halil’i ileriye çekmek yeterli olacaktır. Ancak bence Burak’ın yanındaki forvet Halil Altıntop’tan ziyade Elmander usulü bir forvet olmalı. Tabi ki, böyle bir adamı bulmak çok zor o başka.
Bir kanatta Olcan’a diğer kanatta Volkan Şen’e sahip olmak bence Trabzonspor için bir şans. Yalnız Volkan Şen kısmında hayal kırıklığına uğradığımı söylemem gerekiyor. Yetenekleri olduğunu tartışmaya gerek yok ancak bu seviyesinin üzerine çıkmak zorunda. Trabzonspor için zorunda değil ama kendi kariyeri için bu seviyenin üzerine koyarak devam etmeli.
Kısacası iyi bir transfer, iyi bir iş diyorum. Ancak Trabzonsporlular Olcan’dan harikalar yaratmasını beklemesin. Takım için iyi bir parça eklenildi diye bakılması gerekiyor. Umarım üç cephe için de hayırlı olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





